Başmeleklerden Mesajlar


Meleklerden Mesajlar

Değişim Fırtınası ve Biz...

Değişim Döneminde Ülkemiz ve Bize Düşen...

Çocuklarla İlgili...

Meleklerimizden Ülkemiz İçin Hepimize

Bir İnanç Tutucu Olmak

Apollo Güneş Mesajı...

Başmelek Rafael'den AŞŞŞK Üzerine!

Başmelek Mikail'den Hepimize 2016 Mesajı...

Aydınlanmış Üstat Lantos'dan Ülkemiz için El Ele Çağrısı

Başmelek Mikail'den İnanç Üzerine...

Aydınlanmış Üstatlardan Huzurda ve Dengede Kalmak Üzerine...

Başmelek Ariel’den Bereket Üzerine

Başmelek Cebrail’den Dünyamıza Işık Vermek Üzerine…

Dünyamızdaki Açlığı Dönüştürmek Üzerine…

Karanlığı Değil, Işığı Yaratmak Üzerine… 

Hızlanan Zamanı Yavaşlatmak Üzerine…

Başmelek Cebrail’den Çocuklar Üzerine

Başmelek Haniel’den Mart 2011 Mesajı

Başmelek Ariel’den Bereket Üzerine 

Hepimiz İçin Yılın Mesajı 

Tutkunuzu Bulmak

Üstatlardan Hepimize 

Başmelek Mikail'den İlişkilerimizde Doğru Olanı Yapmak Üzere 


 


Başmeleklerden gelen mesajlari her ay mail yoluyla almak icin info@meleklerleyasamak'a mail atmanız yeterli.
 

Her ay, ücretsiz olarak başmeleklerden, aydınlanmış üstatlardan gelen mesajlari sizlere iletiyor olacagiz.


Sevgi ve ışıkla,

Beki İkala Erikli
 

En aşağıda, Başmelek Ariel’den bereketi yasamimiza cekmekle ilgili mesajini bulabilirsiniz.

 

 

Başmelek Cebrail'den Dünyamıza Işık Vermek Üzerine…

 

Merhaba,

 

Bu ay, dolunay gunu olan 13 Agustos Cumartesi butun gun Basmelek Cebrail’in sevgi dolu sesini duydum. ‘Aylik mesajini yazman icin seni bekliyoruz.’ dedi bana sevgi dolu sesiyle Basmelek Cebrail. Hep birseyler cikti, yazamadim ertesi sabaha kadar…

 

Iste sevgili Cebrail’in bizlere soylemek istedikleri:

 

“Merhaba sevgili arkadasim,

Ben Basmelek Cebrail’im.

Sen, insanlarin yoneldigi deniz fenerisin. Siz, hepiniz oylesiniz. Sevgili arkadaslarim, biz, sizin simdi bu gercegin farkina varmanizi ve bu isigi dunyaniza yaymanizi istiyoruz. Sizler dunyanizi elinizde tutuyorsunuz, ama bunun farkinda degilsiniz. Eger isik oldugunuzu anlar ve isiginizin gucunun farkina varirsaniz, o zaman isiginizla dunyanizi aydinlatabilirsiniz ve mucizeler, evet mucizeler, dunyanizi sarar.

Biz burada, sizlerin ‘yakin dunyanizdan’ soz etmiyoruz. Biz burada, sizin gezegeninizin tamamindan soz ediyoruz. Sizler, her birinizin icinde olan gucun farkina SIMDI varmalisiniz, ve isiginizla isimalisiniz.

Biz sizden, bunu bilincli olarak yapmanizi istiyoruz. Bunu yapabilmek icin, bu zamanda sizlere verilen bircok yontem var. Onlari kullanin. Yureginize en yakin gelen yontemleri secin ve onlarla ilerleyin. Isiginizla baglantida kalin ve onu gittiginiz her yere yayin.

Sizler su anda zirvedesiniz. Sizlerin, bunun farkinda olmaniz gerekiyor. Isiginizi yayin. O isik oyle gucludur ki, onu bir kez kullanmaya basladiniz mi, gucunuz karsisinda sasirip kalirsiniz.’

 

(Ben o sirada, yasamis oldugum irili ufakli mucizeleri dusundum elimde olmadan. Bir tanesi guneyde bir sahilde, Temmuz sicaginda cam agaclarina dogru hizla ilerleyen yanginin yon degistirmesi icin Allah’a, Basmelek Mikail’e ve Ariel’e yurekten rica etmemdi. ‘Acaba ise yaradi mi?’ diye dusunurken gozlerimi actigimda ayakkabimin uzerinde yedi benekli bir ugur bocegi duruyordu. Bundan uc-dort dakika sonra, ruzgar tamamen yon degistirip muthis bir hizla eserek yangini nehir tarafina surdu o gun. Yangin sonmustu. Etraftakiler, ‘Ruzgar nasil boyle tamamen yon degistirebildi?’ diyorlardi. Bu olayi, o gun, facebook sayfamda sizlerle paylasmistim.

 

Buna benzer bircok mucizeyi mumkun kilan o isik karsisinda gercekten de saygiyla egilirim, diye dusundum.)

 

Basmelek Cebrail, sozlerine soyle devam etti:

 

“Evet, bu gucun kaynagi olan kaynak cok buyuktur. O saftir, ve o, isiktir. O, herseyin uzerine isiyabilir. O, herseyi sifalandirabilir. Dunyanizdaki herseyi…

Bu isigi kullanin. Hepiniz, evet hepiniz, bu isiga ulasabilirsiniz. Onu kullanin.

O isik olmak ve o isikla isimak, sizin sorumlulugunuz ve kaderinizdir.

Basmelek Cebrail”.

 
 

Dünyamızdaki Açlığı Dönüştürmek Üzerine…


Beki İkala Erikli, 10.08.2011

Merhaba,

Meleklerime ve rehberlerime, dünyamızdaki açlık için ne yapabiliriz diye sordum. Tek bir yürek olarak birleşebileceğimizi ve topluca bir çalışma yapabileceğimizi söylediler bana. İşin ilginç tarafı, geçtiğimiz haftalar hatta aylar boyunca, parça parça bu çalışmanın çok benzerinin bazı bölümleri, bana kendi kendime yaptığım meditasyonlarda gelmeye başlamıştı. Sizlerle şimdi, bu çalışmayı paylaşıyorum.

İnancım şu ki, bu çalışmayı meditasyonlarımızda, kendi kendimize veya grup olarak her yaptığımızda, dünyamıza ışık veriyoruz. Hem kendi özel dünyamıza, hem de içinde yaşadığımız büyük dünyaya.

Benim aldığım rehberlik, italik yazılarla yazılmıştır.

Soru:

“Dünyamızdaki açlık için ne yapabiliriz?”

“Yapmanız gereken şu, Beki:

Işıktan piramidinizin tam ortasında oturun. (Işıktan piramidinizi oluşturmak için meditasyon yaptığınız pozisyonda, gözlerinizi kapatın ve nefesinize odaklanın. Sonra, tabanı kare olan bir piramidin içinde, tam ortasında oturduğunuzu hayal edin. Ben, sırtımı piramidin iki kenarının birleştiği köşeye veriyorum. Vücudumun ön kısmı ise, tam onun karşısına bakıyor, öteki köşeye. Bunu gözünüzün önüne getiremezseniz, buna niyet edin yeter. Bkz. Şekil 1 ve Şekil 2)

 


Sonra, Yaradan’ın ışığının başınızın tam üstündeki taç çakranızdan girdiğini hayal edin. Nefesinizle, bırakın bu ışık, kalbiniz hizasındaki yürek çakranızı doldursun, sonra da bir sütun halinde vücudunuzdan aşağıya, Dünya Ana’ya aksın.


Işık, piramidinizin tamamını doldurana kadar birkaç nefes daha alın.

Işıktan piramidiniz tamamen ışıkla dolduğunda, Yaradan’ın ışıktan piramidini, sizin piramidinizin tam üzerinde duracak şekilde hayal edin.

(Yaradan’ın ışıktan piramidini, sizin piramidinizin tam tepe noktası ile buluşan, sizin piramidinize tamamen simetrik ve ters bir piramit olarak düşünebilirsiniz. Tepe noktası sizinkiyle buluşan, kare tabanı yukarıda bir piramit gibi. Bu piramit, bize ve dünyamıza Yaradan’ın tanrısal ışığını akıtır. Bkz. Şekil 3)
 

 

Sekil 4

Şimdi bırakın, Yaradan’ın ışığı sizin piramidinize aksın, aksın, aksın… Işığın tamamen sizin piramidinize dolduğunu hissettiğiniz zaman, işte o an, bırakın ışık ve sevgi, o iki piramidin sağındaki ve solundaki boş alanları dolduracak şekilde, piramitlerin altından ve üstünden akarak taşsın. (Bkz. Şekil 4)

Bu taşan ışığı birkaç dakika tutun, onun akmasına izin verin.  

Bu ışık, dünyadaki herkesi ve Dünya Ana dahil olmak üzere her varlığı besleyecek.

Piramitlerin arasındaki boşluk, taşan ışıkla, ışıktan bir sonsuzluk işareti şeklini alacaktır. Bu, bereket ve ışık şeklinde akan, tanrısal enerjiden oluşan bir hologramdır. Bu, yaratılmışlara ihtiyaçları olan her şeyi verecektir.

(Ben bu noktada, bunun gerçekten işe yarayıp yaramayacağını sordum. Çünkü açlık ile ilgili hiçbir şey düşünmem veya niyet etmem söylenmemişti bana. Bana gelen cevap şöyle oldu:)

Bu, çok güçlü bir çalışmadır. Onun gücüne güvenin. Bu çalışmanın işe yarayacağına inanın.

Ve öyle de oldu.”

Not: Elimden geldiği kadar, çalışmayı görselleştirmeye çalıştım. Umarim yukaridaki 4 şekil, size yardım eder.

 
 

Karanlığı Değil, Işığı Yaratmak Üzerine…

 

15 Temmuz 2011 sabahi erkenden uykumdan “YAZ!” diye bir sesle uyandim. O sabah dolunaydi ve bir onceki gece onuc sehidimizin haberini almis, meleklerimin tavsiyelerine ragmen kendime engel olamayip cok uzulmustum.

 

Basmelek Mikail sesleniyordu bizlere:

 

“Evet, ben Basmelek Mikail’im ve bu ay seninle ben konusmak istiyorum. Izlenim su ki, zamaninizin cogunda karanliktasiniz, ya da bir baska deyisle iluzyon cok guclu. ‘Isik nerede?’ diye soruyorsunuz.

 

Isik her yerde. Biz, sizlerden bunu gormenizi istiyoruz. Orada olani gormenizi. Isik burada. O, su anda burada. Her birinizin uzerinde parliyor. Artik korlugunuzden uzaklasin ve onu gorun. Hepinizin bunu yapacak gucu var, simdi.

 

Fakat siz, iluzyonu gormekte ve iluzyonda yasamakta israr ediyorsunuz. Neden? Cunku bu, daha kolay. Cunku bu, her zaman yapageldiginiz sey. Bu, hosunuza gidiyor. Onda daha fazla heyecan, daha fazla yenilik, daha fazla haber degeri var. Bu oyunu oynayarak daha fazla karanlik yaratmaya devam ediyorsunuz.

 

DURUN! Simdi, su anda durun.”

 

Meleklerim, size bu mesajdan bir gun once yasadiklarimi yazmami istediler. Yukaridaki satirlari yazdigimda, ben de kendimi ayni seyi yaptigimdan dolayi suclu hissettim. Televizyon izlemiyorum, gazete okumuyorum ama Facebook sayfamizdan bu ayki sehitlerin haberini aldigimda o aksam, bunu agabeyime anlattim. Neden? Bilmiyorum. Belki bu konu, bana gore, onun bilmesi gereken onemli bir haberdi. Ya da kendimi o an kotu hissettim ve o yukten konusarak kurtulmak istedim. Ama bunun tam tersi oldu. Melekerim bana israrla, “Isiga odaklan.” dediler, ama o aksam benim aklim hep o uzucu haberdeydi. Bir sure sonra cok gec olmustu. Kendimi fiziksel olarak fena hissettim, cok kotu midem bulanmaya basladi.

 

“Allah’im, meleklerim lutfen bana isiga odaklanmam icin yardim edin, su anda o kadar asagilardayim ki, buradan kendim cikamayacagim!” dedim. Birden sol elim kendiliginden solar plexus dedigimiz gobegin uzerindeki cakrama gitti, ve aninda kendimi daha iyi hissettim. O anda havam degisti. Birkac derin nefes aldim ve telefon caldi (gece saat 11′de). Sevgili arkadasim Kadriye’ydi arayan. Ne kadar cok kisinin kitabi okuyup meleklerin mucizelerini yasadigini anlatti bana, gulumsedim. Meleklerim tam o anda ona aratmislardi beni.

 

Basmelek Mikail soyle devam etti sozlerine:

 

“Evet – farkina varin ve karanligi yaratmaktan vazgecin. Daha fazla isik yaratin, simdi. Sizler bize “Isigi nasil yaratabiliriz?” diye soruyorsunuz, ya da “Isiga gidis surecimizi nasil hizlandirabiliriz?”

 

Size cevabi verdik. Ve sizlerden bir kez daha ayni seyi istiyoruz:

 

Isiga odaklanin. Isik olun. Isigi yayin. Dokundugunuz herkese isik verin. Dunyayi aydinlatin. Bunu tek tek, bir kisiden baslayarak tek tek herkesle yapin ve cok gecmeden sayi, binlerce insani bulacak.”

 

Ben o an, bana gelen ‘caresiz’ gorunen mailleri dusunup durakladim. Meleklerim bana “Sor, Beki, sor ona.” dediler.

 

“Basmelek Mikail, su anda iluzyona gomulu yasayan insanlar var. Bu iluzyonun gercek yasamlari oldugunu dusunuyorlar. Issiz olan insanlar, sevdiklerine bakmak zorunda olduklarini dusunen ve su anda issiz olan insanlar var. Onlar karanliktan nasil cikabilirler?”

 

Basmelek Mikail, “Sen onlara cevabi verdin zaten.” dedi* ve o anda piril piril bir melek isigi parildadi odada. Basmelek Mikail sustu. “Biz sizlere cevabi, defalarca verdik.” dedi.  

 

“Yaz Beki,” dedi meleklerim bana. Kalemimden sunlar akti:

 

Kendi gucumuzu elimize alalim. Farkina varalim artik; guc bizde. Evet, guc gercekten bizde. Ve iluzyondan siyrilalim.

 

Basmelek Mikail devam etti sozlerine:

 

“Bilin ki, bir cikis yolu var. Bunu bilin. Onu yaratin. Evet, belki bir blokajiniz olabilir. Ama siz, o blokajdan daha guclusunuz. Onun uzerine basin, ve o asagiya, golun icine batacak. Bu olacak. En azindan, siz, kendi yolunuzdan cekilebileceksiniz, ve golun uzerinde yuzebileceksiniz. Daha sonra, kanatlarinizi iyice acip ucabilirsiniz. O zaman da gelecek.”

 

Basmelek Mikail sessizlesti. Hepimizin, istisnasiz hepimizin omuzlarina dusen sorumlulugun onemini hissettim. Ne olursa olsun, her zaman isigi gormenin, isiktan konusmanin, isigi dusunmenin onemini. Bir gece once olanlara uzulerek karanliga nasil katkida bulundugumu dusundum. Bunun yerine sadece ve sadece geride kalanlar icin dua edebilirdim. Bu, isiga odaklanmaktir. Bu, yapici bir eylemdir.

 

“Bu sekilde, isigi yaratirsin.” dedi Basmelek Mikail. “Isigi yarartirsin, ve isik olursun. 

 

Simdi hepinizden, bunu yapmanizi istiyoruz. Her gun, her an, hayatinizin her saniyesinde. Bunu yapabilirsiniz. Isik olmayi secebilirsiniz. Bu, sizin sorumlulugunuz. Simdi ve her zaman.”

 

Basmelek Mikail.

 

 

 

 

Hızlanan Zamanı Yavaşlatmak Üzerine…


Dun sevgi dolu bir mese agacinin altinda gozlerimi kapayip meditasyon yaptim. Gunes yuzumu oksuyor, cimenler hafif serin dokunuslarla ayaklarimi dinlendiriyordu. Uzun zamandir isten gucten vakit ayirip bir agacin govdesinde meditasyon yapmamistim. Yazik etmisim… Gozlerimi actigimda yanibasimda Basmelek Metatron’un ciddi sesini duydum.

 

 “Bu, senin bu ayki mesajin.” dedi, ve ben o guzel cimenlerin ustunde duran sirt cantama uzanip kagit kalem aldim elime. 


Basmelek Metatron, zamani yoneten basmelektir, Kur’anda bahsedilen dort basmelek gibi, bizlere biz ondan yardim istedigimizde seve seve yardim eder. Basmelek Metatron’un adi “burada olmak” anlamina gelir. 


Bu aralar zamanin bir turlu bize yetmedigini, islere yetisemediginizi dusunuyorsaniz, ya da “Bugun hatta bu yil nasil gecti, anlamadim!” diyorsaniz, bu mesaj sizin icin. Yalniz degilsiniz. Bircogumuz benzer hisler icindeyiz su siralar. Sevgili Basmelek Metatron, soyle devam etti sozlerine:

 
“Evet, zaman hizlandi ve bircogunuz bunu hissedebiliyorsunuz. Kendinizi stresli hissediyorsunuz, bir yerlere kosusturuyor, yapacak cok sey oldugunu, ama yeterli zaman olmadigini dusunuyorsunuz.


Durun. Zamani kontrol edebilirsiniz. Zamanin ne kadar hizli veya yavas akacagini kontrol edebilirsiniz. Sizlere bircok kez, zamanin bir duzlemde gtmedigini soylemistik. Zaman sabit bir hizla da hareket etmez. Zamani kontrol edebilmek icin yavaslamaniz gerekir. Topraklanmaniz ve ruhunuzun gucunun farkinda olmaniz gerekir. Nefes almaniz ve nefesinizle bir olmaniz gerekir. Yavasca… Sadece nefesinizle bir olun. Var olan herseyle bir olun, vucudunuzun dokundugu herseyle bir olun: toprakla, ruzgarla, gunesin sicakligi ile… Bunu yaptiginiz anda, zamana istediginiz hizda akmasini emredebilirsiniz. Bunu kendiniz yapabilirsiniz, bunu yapacak gucunuz var, bunun icin yardimimiza ihtiyaciniz yok. Yine de her zaman oldugu gibi, sizlere zamani yonetmek icin de yardim etmekten zevk duyariz.


Zamanin icinde yuvarlanip gitmeyin, zamanla sorf yapin. Zamanin aktigini hissedin, dakikalarinizi, saniyelerinizi hissedin, nefes alip verirken, nefesinizi hissedin. Bunu yaparak, sizin disinizda oldugunu zannettiginiz seyleri kontrol edebilirsiniz.

Biz size strese sokmak istemiyoruz. Biz sizin yasamin blincinde olarak yasamanizi istiyoruz, yasamin tadina varmanizi ve yasarken isiginizi arttirmanizi istiyoruz. Zamanin hizlanmasi, insanligin girdigi bu yukselme doneminde gerekliydi.  Bunun olmasi, dunya ananin ve sizin frekansinizin yukselmesi icin gerekli. Bu, buyume surecinin bir parcasi. Size dusen, bu durumla birlikte buyumek, onun altinda ezilmek degil.


Bircogunuza meditasyon yapmanizi soyluyoruz. Bu size yardim eder, isiga hizmet eder ve size yasamin bilincinde olarak yasama ve zamani kontrol etme gucu verir. Meditasyon yapin. Ruhunuzla baglantiya gecmek icin zaman verin kendinize. Yuksek benliginize, isiga yolculugunuzda size rehberlik etmesine izin verin.


Yalniz degilsiniz. Dunyanizda sanki yalnizmissiniz gibi tek basiniza mucadele etmeyin. Biz buradayiz.

Işık ve sevgiyle kalin.


Basmelek Metatron.”
 

Beki Ikala Erikli

 


Başmelek Cebrail’den Çocuklar Üzerine…

 

Merhaba,

 

Bu ay melekler ve cocuklar uzerine yazmak dogru geldi, ve bu niyetle elime kalemi aldigimda Basmelek Cebrail’den su sozler dokuldu:

 

“Cocuklar bilgedirler sevgili arkadaslarim, bunu bilin. Onlar, sizlerin dusundugunden cok daha bilgedirler, hatta senin bile dusundugunden daha bilgeler, Beki. Onlarin bilgeligi, kaynaga yakin olmalarindan gelir. Cocuklar, uzun bir sure kaynakla olan baglantilarini korurlar. Bu baglantilari, onlarin meleklerden mesajlar alabilmelerini ve tanrisal mesajlara araci olmalarini saglar.”
 

 

“Sizlerin anlattigi bircok yasanmislik geldi aklima, cocuklarin meleklerin bize iletmek istedigi isaretleri bilmeden bize verdikleri bircok olay. Meleklerin tavsiyelerini duymanin ne kadar onemli oldugunu biliyoruz, bu yasta meleklerimizi duymayi tekrar ogreniyoruz.  Cocuklarimizin bu dogustan gelen yeteneklerini korumalari, hatirlayarak buyumeleri anne baba olarak bizim sorumlulugumuz. Bizler unuttuk, onlar unutmasin.” diye yazmak geldi icimden.

 


“Bu cok dogru sevgili arkadasim, ama bundan da onemlisi cocuklarin kendi ozlerini, safliklarini ve sevgilerini korumalari. Yureklerindeki o saf sevgiyi, yetenekleri dogrultusunda hissettikleri tutkuyu, yaraticiliklarini korumalari.

 


Nefret, onlarin yureginde nefret tohumlari eker, korku, korku tohumlari eker ve sevgi…sevgi, kosulsuz sevgi onlarin bir cicek gibi acmasina yardimci olur. Sevgi, onlarin olduklari kisi olmalarina yardim eder, olabilecekleri o harika insan olarak buyumelerini saglar. Hatta gecmisten beraberlerinde getirdikleri yaralari iyilestirmeye bile yardimci olur sevgi. Biliyorsunuz ki sevgi, herseyi sifalandirabilir, donusturebilir.

 

Cocuklariniza sevgi vermek, anne baba olarak saglam durmayin anlamina gelmiyor. Sinirlarinizi iyi belirlemek cok onemli. Sevgi, yumusak olmak demek degildir. Gercek sevgi, gucludur. Gercek sevgi, durusttur. Ve ayni zamanda da gercek sevgi, sicaktir.”

 

Aklima oglum Deni’nin Almanya’daki hazirlik ogretmeni Michael Maloney geldi birden.

“Evet sevgili arkadasim, gozunun onune bir ornek getirdiginde soylediklerimizi nasil yapabilecegini anlaman daha kolay.” dedi Cebrail.

 

 

Michael, bes yasindaki cocuklara ‘kucuk insanlar’ gibi davranirdi. Onlarla mantik yurutur, cevaplarini sorgular, soylediklerinin arkasindaki mantigi anlardi. Ciddi ciddi cocuklardan ogrendigini soylerdi bana. Otoritesi tam, sevecen, sakaci ama ciddi durmaya calisan cocuktu. Kesinlikle de bilgeydi.

 


Hepmizin icinde bir Michael var. Iste cocuklarimizin yaninda, o yureginden sevgi akan anne babalar olabiliriz.  Icindeki cocugun ogluyla ya da kiziyla oynamasina izin verebilen anne babalar ve sevgiyle buyuyen cocuklar…

 


Bu cocuk bayraminda, cocugunuzun ruhunu gorun. Gozlerinin icine, derinlere bakin, onu goreceksiniz. Oradaki gercek gucu gorun. Ona saygi duyun – gercekten saygi duyun. Aslinda belki de gercekte, buyugunuz o. Gercek bilge.

 


Sevgi ve isikla kalin,

 

Beki Ikala Erikli

14 Nisan 2011

 

 



Başmelek Haniel’den Mart 2011 Mesajı

 

Merhaba,

Bu sabaha karsi (18 Mart 2011, Cuma) cok net bir mesajla uyandim ve bosver deyip, donup uyuyacagim bir mesaj degildi bu. Hepimiz icin bir mesaj bu, ve hemen sizlere iletmem gereken bir mesaj ustelik. 19 Mart’in enerjisinden faydalanmamiz ve bu enerjiyi isiga cevirmek icin bir mesaj. Aralarda bir yerde, uyku arasi gokyuzu enerjilerinden soz edildiginden, Basmelek Haniel’i cagirdim ve ondan bu enerjileri dunyamiz, ulkemiz ve sevdiklerimiz icin nasil isiga donusturur, cogaltiriz diye sordum. Ve ondan sonra yazmaya basladim geleni. Akani paylasiyorum sizlerle.

 

Aslinda bu konu, dun gece, 19 Mart ile ilgili birseyler arayip da bulamadigimda bu soruyu sordugumda basladi. Sevgili ruhsal rehberim Ziila’dan dun gece 19 Mart ile ilgili aldigim mesaj soyleydi:

’19 Mart, bircok insanin korktugu gibi kotu bir tarih degil. Aslinda muthis bir arinma, istemediklerinizi birakma firsati. Evet, o gun dolunay ustelik…’ dedi Ziila.

“Dolunay, yani birakmak istediklerimizi birakmak icin uygun bir zaman, oyle mi?” diye sordum Ziila’ya. “Evet, her firsati iyiye donusturmek icin kullanabilirsin sevgili Beki.” dedi bana. “Eger ne yapacagini bilirsen, her firsati birakmak, temizlemek, sifalandirmak icin kullanabilirsin.”

 

Bu konu ile ilgili daha sonra paylasacagim cok sey var. Gelelim yarin geceye.

 

Sizlerle Basmelek Haniel’den, yarin gece icin aldigim bir yontemi paylasiyorum. Yarin gece icin ne yapacagimizi anlatiyor, ve bunun icin en uygun zamani.

 

Basmelek Haniel’den:

“Bunu (sizlere verecegim yontemi) yapmak icin en uygun saat 22:20, ama 19 Mart gunu eger grup halindeyseniz, bunu birlikteyken, grup halindeyken yapin ve  enerjilerinizin, niyetinizin, 22:20 enerjileri ile birlesmesine niyet ederek uygulayin bu yontemi. Bu onemli.
 

Sizden ricam, 19 Mart’ta tum ‘gormek istemediklerinizi’ bir kagida yazip yakmaniz. Disarida, dis dunyada yasadiginiz herseyi. Sadece kendinizin bireysel olarak yasadiklarinizla kalmayin.  Turkiye’de, dunyada artik yeri olmayan herseyi koyun buraya. Hepsini. Bunlarin yeni dunyanizda yeri yok.  Sonra, nasil bir dunya, nasil bir Turkiye, ulkeniz icin nasil bir liderlik istiyorsunuz? Iste bunu yaratin. Bu anda, once Turkiye’yi, sonra dunyayi kaplayan bir enerji yollayin ulkenize ve dunyaniza, ya da bir sevgi kalkani ile kaplayin her yeri.

Birakin, hayal ettiginiz o dunya, yeryuzunde canlansin. Kendinize sorun, ‘Nasil bir dunya hayal ediyorum? Nasil bir Turkiye?’ Ve onu hissedin.  Sonra da, o Turkiye’yi ve o dunyayi gozunuzun onune getirin. Ya da yureginize koyun. Ve onu hissettiginiz anda, iste o anda, bu guzel dunyayi, ulkeyi sevin. Sevgi, verebildiginiz kadar sevgi akitin yureginizden. Reiki’ciler, enerjiciler… Yureginizden akan sevgiyi, ellerinizden akan sevgi ile birlestirin. Isiginiz, yasaminiz ve dunyaniz isiyacak. Bize inanin, bu sadece baskalari icin degil, sizin kendi dunyaniz, kendiniz icin de sifa olacak.”

 

Eger bu mesaji 19 Mart’tan sonra okuyanlariniz varsa, o ana niyet ederek (niyetinizin, o anin enerjileri ile birlesmesine niyet ederek) yapabilirsiniz bunu. Bana gelen, bu ritueli, bir aksam, mumkunse ayni saatte, 22:20′de yapmaniz. Bizler, bazi Melek Koclari ile bulusup bu ritueli 23 Mart gecesi, saat 22:20′de tekrarlayacagiz, dilerseniz bize katilin bulundugunuz yerden. 

 

Basmelek Haniel, soyle devam etti sozlerine:

“Bilin ki, zaman lineer degildir. Hele artik, her yone ulasabilirsiniz. Bunu yasayanlariniz var.

Sevgiyle ve isikla kalin,

Basmelek Haniel”

 

 

Başmelek Ariel’den Bereket Üzerine…


Merhaba,

Bu aralar bereket ve para icin ne yapmaliyiz seklinde oyle cok mesaj aldim ki sizlerden, doganin ve bereketin basmelegi Basmelek Ariel’den bu konuda bir mesaj istedim hepimiz icin. Soyle basladi sevgili Ariel sozlerine:


“Sevgili arkadasim,

Oncelikle bu isi yaptigin icin tesekkurler… Bu o kadar onemli ki.

Bereket, sizin dogustan hakkiniz. Bu gercekten de boyle. Eger bunu gerceginiz olarak gorebilseydiniz, “bereket” ile ilgili tum sorunlariniz cozulurdu.


Parayi “kazanmaya” ihtiyaciniz yok. Eger bereketin gercekten sizin dogustan hakkiniz oldugunu idrak edebilseniz, zenginligi, sagligi, ve istediginiz diger her seyi kendinize rahatca cekebilirsiniz.”


(Sadece bunu bilmek bile icimi oyle bir hisle doldurdu ki, sicacik ve tum benligimi, varligimi kaplayan harika bir his… O sirada gozlerimi kapadim ve bereketin dogustan hakkim oldugunu hissettim sanki, onun kazanilacak birsey olmadigini bildim. Ve o anda her yeri kaplayan bir huzur duygusu ile doldu icim.)


“Onu (bereketi) kazanmaya gercekten ihtiyaciniz yok sevgili arkadaslarim, tek yapmaniz gereken bereket ile ilgili blokajlarinizi temizlemek.  Yureginizle, gercek ozunuz olanla sizin aranizda bircok katman var. Bu duvarlarin bazilari gecmisten geliyor, bazilari sizin yetistirilme tarzinizdan, bazilari da artik size hizmet etmeyen eski inanclar sadece. Size dusen, bunlarin farkina varmak ve sadece bereketi yaratmak, ve baska hicbir seyi degil. Bu duvarlarin farkina vardiginiz zaman, onlari degistirebilirsiniz. Bunun mumkun oldugunu bilin, cunku bu gercekten de boyle. Inanclarinizi degistirebilirsiniz, eski blokajlarinizdan kurtulabilirsiniz, ve sadece bollugu bilen o parcaniza ulasabilir, o parcanizi aciga cikarabilirsiniz. Iste o zaman, bereketin size akmasina izin verebilirsiniz. Bereketin hangi vehcesini istiyorsaniz o vehcesinin size akmasina izin verirsiniz.”


“Ariel, bize biraz da parayi cekmekten soz et lutfen.” dedim.


“Para… Parayi,  Allah’in size duydugu sevginin bir vehcesi olarak gorun, cunku gercekten de para boyle birsey. Para, sukran duymanin bir vehcesi, Allah’in ve yaratilisin farkli vehcelerinin size gosterdikleri, sunduklari sukranin bir cesidi.

Eger saf sevgi oldugunuzu hatirlayabilirseniz, ve de tum bu sevgiyi ve cok daha fazlasini hak ettiginizi hatirlayabilirseniz, parayi da alabilecek ve hayatiniza cekebileceksiniz.”


Yani parayi cekebilmek, sevildigini hissetmekle ilgili. Dunyada olabilecek tum sevgiyi ve bereketi hakettigini yurekten hissetmekle alakali.”


“Aynen oyle sevgili arkadasim.”


” Ama ben, insanlarla bereket uzerine calisirken hep bir dolu engelle, blokajla yuzyuze geliyorum para ile ilgili. Para kirlidir, ellenmez, mikropludur, para kotudur gibi.” dedim. Aslinda Ariel’in bizlere mesajinin hep bu yonde olacagini beklemis, bu sozlerine biraz sasirmistim.
 

“Daha derinlere bak, sevgili arkadasim.” dedi Ariel. Ve aklima rehberlik ettigim sayisini bilmedigim kadar cok gecmis yasami sifalandirma calismasi geldi. Parayi haketmedigine inanma, yaptigi is icin para almanin suc oldugu yasamlar, ya da para yuzunden cekilen acinin ruha isleyisi, ve ta bu yasama kadar derinlerde bir yerlerde yer etmis oldugu. Hatta anne karnindayken sevilmediklerini hissedenler, ve bu aciyi, derinlerde sevgiyi hak etmediklerini ya da degersiz olduklarini dusunerek tasiyanlar…


“Siz derinden seviliyorsunuz sevgili arkadaslarim, bu sevgiyi hissedin! Baska hicbir sey gercek degil, bu gercek. Bunu hissetmeniz, bilmeniz, kaynaginiza baglanmaniz cok onemli. Sizi kaynakla, Allah’in sevgisiyle baglayan her ne ise onu yapin, o hediyeyi verin kendinize her gun. Doga ise doga, meditasyon ise meditasyon, dua ise dua…”

‘Bunun icin de kendini sevmek onemli…’ diye dusunmeden edemedim dogrusu. Herkese zaman ayirip da, kendine gelince zorlanan isik iscileri (ben dahil…) aklima geldi.


“Tesekkurler sevgili Ariel.” dedim.


“Birsey degil.“ diyerek bitirdi sozlerini sevgili Basmelek Ariel.

Isik, bolluk ve sevgiyle kalin…


…Ve kendinize hergun ozel bir kaynaginizla bulusma hediyesi verin!

Beki Ikala Erikli
 

Aydınlanmış Üstat Lantos'dan Türkiye için Çağrı...
 
Merhaba sevgili Melek Koclari ve isik dostlari,
 
11 Ekim 2015’te ulkemizde yasadigimiz gecis surecini kolaylastirmak icin ne yapabilecegimizle ilgili sevgili rehberim, aydinlanmis ustat Lantos’tan bir mesaj istedim. Eminim pekcogunuz bu konuda dua ediyor, calisiyorsunuzdur, bizler gibi.
 
Bizlere su donemde cok is dusuyor, gelen mesaji sizinle aynen paylasiyorum:
 
Beki: “Defalarca ulkemizin gecis doneminden gectigini ve bu donemde kaosun normal oldugunu soylediniz.  Butun bunlarin ortasinda yasayan biz isik iscileri, bizler birey olarak veya birlikte bu gecisi yumustamak ve kolaylastirmak icin ne yapabiliriz?”
 
Lantos: “Bilin ki yasamakta olduklariniz gecis surecinin gerekli bir parcasidir. Anliyoruz, tum bunlar, sizin bulundugunuz yerden hic de kolay degil. Daha yuksek bir bakis acisindan bakildigindaysa bu calkanti, daha buyuk bir donusum surecinin bir parcasidir.”
 
“Peki bu icinden gectigimiz ‘surecin parcasini’ nasil daha kolay hale getirebiliriz ve donusumu nasil hizlandirabiliriz?”
 
“El ele vermelisiniz. Birlikte calismali ve toplu niyetinizi degisim ve barisi getirmek icin kullanmalisiniz, tabi uyanisin daha hizli olmasi icin de…”
 
“Lantos, biz tam olarak ne yapabiliriz? Hep birlikte, ayni anda calisma mi yapalim?” diye sordum ona.
 
“Bu, bir yontem evet.”
 
“Sen bizlere ne tavsiye edersin?”
 
“Kendi aranizda gruplar olusturarak calisin. 5, 10, 20 kisilik gruplar olusturarak bir araya gelin. Her birlikte oldugunuz firsati, toplu olarak yaratmak istediginiz seye niyet etmek icin kullanin.
 
Bir araya geldiginizde sizlerle ayni vizyonu paylasanlarin yureklerinin de sizlerle birlikte, “birliginize” baglanmalarina ve o esnada hepinizin BIR olduguna niyet edin. Bunu yaptiginizda, tum yureklerinizin BIR olarak birlestigini hissedeceksiniz.
 
Ve bu birlik icindeyken, sadece BARISA, DONUSUME, ve BIRLIGE niyet edin. Bunun YUMUSAK bir sekilde ve ILAHI ZAMANDA OLABILECEK EN HIZLI sekilde olmasina niyet edin.
 
Bizlerden (aydinlanmis ustatlar, melekler…) size katilmamizi, sizi desteklememizi ve sizin niyetinizi mumkun kilmamizi isteyin.”
 
“Grubun buyuklugu onemli mi? Mesela 20 kisi olmak, 10 kisi olmaktan daha mi iyi?”
 
“Yuregin BIR’lesmesi, fiziksel olarak calismaya katilanlarin sayisindan daha onemlidir. Hatirlayin ki sizler, digerlerinizi sizlere katilmaya cagiracaksiniz, ve esasinda onlar da size katiliyor olacaklar.”
 
“Bu calismayi yapmak icin en az kac kisi bir araya gelmeliyiz?”
 
“En az su kadar kisi olmalisiniz diye bir sey yok.”
 
“Yani kac kisi olursak olalim, ise yarar, oyle mi?”
 
“Onemli olan yuregin niyetidir. Gruplar halinde calisin. Onlar size kucuk gruplarmis gibi gelebilirler, ama etkileri MUAZZAM olacak.”
 
“Peki bu calismalari ne sIklikta yapmaliyiz?”
 
“Ne kadar fazla kisi olursaniz, ne kadar fazla grup olabilirse, ve ne kadar sIk calisirsaniz o kadar iyi. Toplum bilinci (the collective) size katilacak, ve degisim daha hizli gelecek.”
 
“Ve daha da yumusak bir sekilde gelecek degil mi?”
 
“Evet, oyle.”
 
B: “Tesekkur ederiz.”
 
Arkadaslar,
 
Biliyorsunuz, bu calismanin en guclu seklinde olmasi icin enerjimizi yuksek tutup sevgiye odaklanmak gerek… Ofke ofkeyi, uzuntu, uzuntuyu buyutuyor cunku. Ve bu dusuk enerjilerde kalarak farkli bir gelecege katkida bulunamayiz.
 
Asagida bunu saglamak icin benim de uygulayacagim bir calisma paylasiyorum sizinle. Hepimize isik olsun!
 
Rahat bir sekilde oturun, gulumseyin ve hafifce gozlerinizi kapatin. Bir sure nefesinize odaklanin, nefes alisiniza ve verisinize… Sonra da yureginize… Yureginizde en sevdiginiz kisiyi dusunun…  Onunla en guzel aninizi… Izin verin bu an sizi gulumsetsin… Ve o insana, o sanki karsinizdaymis gibi yurekten sevgi yollayin…
 
Sonra onunuzde Turkiye’yi dusunun. Buna niyet etmeniz yeterlidir. Ve simdi sizinle ayni seyi isteyenlerin yureklerinin de sizin “birliginize” baglanmalarina niyet edin. Hepinizin BIR olmasina…..
 
Bunu yaptiginizda, tum yureklerin BIR olarak birlestigini hissedeceksiniz.
 
Ve simdi, bu birlik icindeyken, sadece BARISA, DONUSUME, ve BIRLIGE niyet edin.
 
Bunu hissedin… BARISI… DONUSUMU… BIRLIGI…
 
BARIS… DONUSUM…. BIRLIK…
 
BARIS… DONUSUM…. BIRLIK…
 
Birkac dakika boyunca bu hisleri tutun…
 
 
“Allah’im izninle, aydinlanmis ustatlar, meleklerim. lutfen bize katilin, bizi destekleyin ve niyetimizi mumkun kilin.
 
Ve tum bunlar YUMUSAK bir sekilde ve ILAHI ZAMANDA, OLABILECEK EN HIZLI sekilde olsun.” diyebilirsiniz.
 
Ben her firsatta, sadece iki kisi bir araya da gelsek, bunu yapiyor olacagim. Tavsiyem, niyetinizi birkac dakika (5-10 dakika kadar) tutmak, iciniz tamam diyene kadar. Birden fazla kisi olacaginiz icin, zaten bunu bereberce hissedeceksiniz.
 
Emegimize degecegine eminim. Simdiden yureginize, isiginiza saglik!
 
Isik olsun!
 
Beki Ikala Erikli



Başmelek Mikail'den İnanç Üzerine...

"Sevgili Basmelek Mikail, bu ay bizlere ne mesaj vermek istersin? " diye sordum, bu güzel yeniay enerjisinde.
 
"İNANÇ'la ilgili yaz" dedi sevgili Basmelek Mikail.
 
"Yanlıs yaptığınız nokta su; sizler hayatınızın yaratanı olarak bir sey istiyorsunuz, sonra da o güzel yaratımımızı daha onu istediğiniz anda, ya da bir süre sonra tersine çeviriyorsunuz. Kendi gücünüze inanmadığınız için, bizlerin, hepimizin sizi tamamiyla desteklediğimize inanmadığınız için bizlere, evrene istediğinizi size getirmemiz için fırsat vermiyorsunuz. Şüphe, içinizde bir çeliski, hatta içinizdeki 'kavga' hislerinin size engel olmasına izin veriyorsunuz. Bazen istediğinizi hak edip etmediginizle ilgili bile kendi içinizde, kendinizle kavga ediyorsunuz... Ya da istediğinizin mümkün olup olmadığıyla ilgili...
 
Sevgili arkadaslarım, sizin için ulasılmaz olan hiçbir sey  ama hiçbir sey yoktur.
Neden olsun ki? Siz Allah'ın sevgili çocuğusunuz ve Allah'ın güzel yaratıcı gücüyle kusanmıs olarak doğdunuz.
Yüreğinizin istediği bir sey nasıl sizin için ulasılmaz olabilir ki?" 
 
Bu noktada, bu güzel Pazar öğleden sonrasında bir an durup düsündüm. Su son cümleyi sindirmek için...
 
" Yüreğinizin istediği nasıl sizin için ulasılmaz olabilir ki?... "
 
İste buna inanmıyor, buna inanamıyoruz, çünkü kim olduğumuzu, kendi gücümüzü; özümüzü unutuyoruz.
 
Basmelek Mikail söyle devam etti sozlerine:
 
"Sevgili arkadaslarım, yüreğinizin istekleriyle ilgili gerçekte ne hissettiğinizi kesfedin. Sizi olduğunuz kisi olmaktan alıkoyan, gitmek istediğiniz yere gitmenizi engelleyen seyin ne olduğunu anlayın. Bizlere inanın; " dısarıda" gibi görünen engellerin veya tıkanıklıkların tamamı sadece ve sadece sizin eserinizdir. Varlıgınızın derinliklerine bakacak cesareti ve sabrı gösterin. Kendinize karsı dürüst olun. Ruhunuzun, varlığınızın hangi parçası sizi oraya varmaktan alıkoyuyor?
Korku mu? Degersizlik hissi mi? Kendinize güven eksikliği mi?
Konu her neyse, onun tam üstüne gidin. Onun üzerine yürüyün ve içinden geçip onu asın. Bizlerden onu sifalandırmamızı isteyin. Sevdiklerinizle veya diğer ısık isçisi arkadaslarınızla konuyu çözmek için birlikte calısın; onlardan yardım isteyin. Ve kocaman bir gülümsemeyle ısık yolunuzda ilerleyin...
 
Nese, sevinç ve askla, yüreğinizdekinin zaten gerçeklesmis olduğunu bilmenin mutlak huzuruyla.
 
Çünkü sevgili arkadaslarım tüm dilekler gerçeklesir. Her zaman. 
 
Ben Basmelek Mikail'im"

 


Üstatlardan Hepimize...

Merhaba sevgili ısık dostlarım,
 
Bu ay meleklerime sizler icin 'hangi konuda yazmalıyım?' diye sordugumda gelen cevap söyleydi: 
 
HER SEY KOLAYLASIYOR!
 
"Su sıralar hepimiz zorlayıcı bir süreçten geçiyoruz. Bu zamanlarda bize yardımcı olabilecek bir rehberlik verebilir misiniz ? "
" Bu zamanlarda evrenin sizleri bütünüyle desteklediğini hatırlayın. Evren ve etrafınızdaki herkes sizi " yok etmek " üzere bir düzen kurmus değiller. Tersine su günlerde yasamıs olduğunuz her sey esasında sizin için neyin artık uymadığını GÖSTERMEK için oldu.
Zorluklar, itis - kakıslar , sevdiklerinizle yasadıklarınız, önünüze gelen ufak tefek tartısmaların hepsi size bu güzel ısık kapısından içeriye geçerken neyi geride bırakmanız gerektiğini göstermek içindi. "
 
" Bunu yazarken " cennete giden kapı dar acıktır "  sözü aklıma geldi. "
 
" Gercekten de öyledir. Bunun nedeni sizin tüm o yüklerinizi sırtınızda tasıyarak uçmak istediğiniz kadar yükseklere uçamayacak olusunuzdur. Sizler yere yakın yerlerde çakılıp kalmak istemiyorsunuz ; sizler göklere uzanmak istiyorsunuz. Ve iste bu noktada evren size yardım etmek üzere isin içine girer. Eger farkındalığınızı acarsanız bizlerin sizi tüm girisimlerinizde tamamıyla desteklemekte olduğumuzu görürsünüz. Bizler size neyin artık hizmet etmediğini gösteriyoruz ve bunun üzerine nasıl cıkabileceginizle ilgili size destek oluyoruz - hem de her seferinde. Sizlerle birlikte çalısıyor, mucizeler yaratmanıza yardım ediyoruz. Tüm yolculuk boyunca hiçbir zaman yalnız değilsiniz. Bir an bile. "
 
" Bizlere bu farkındalık ve ruhsal büyüme sürecinde ısıgı ; doğruyu seçmekte ne yardımcı olur? "
 
" Farkında olun. Bilin ki, olan her seyin bir nedeni var. Ve o neden , istisnasız her zaman sizin en yüksek hayrınızadır. "
 
" Bazen zorlayıcı bir durumla karsı karsıya kaldığımızda bu gerçeği unututyoruz. " dedim
 
"Özellikle bu anlar sizin daha yüksek bir bakıs acısından bakmanızı gerektirir. "
 
" Bunu nasıl yapabiliriz ? "
 
" Güvenin. Öncelikle konuyu çözümleyebileceginize güvenin ; olayı düzeltme yeteneğinizin olduğuna. Derin bir nefes alın ve gülümseyin. O anda biriyle ciddi bir konusma yapıyor olabilirsiniz ve bunu yapmak uygun gelmeyebilir size ; ama yüreğinizde de gülümseyebilirsiniz ; enerjisel olarak da gülümseyebilirsiniz. Bunu yaptığınızda ortamın enerjisi anında değisir. O anda yüreğinizdeki bilgeliğe bağlanırsınız ve söyledikleriniz ; yaptıklarınız bu yüksek bakıs acısından kaynaklanır. Hatırlayın ; gerçekte doğru veya yanlıs yoktur, sizlerin sevgi yolculuğunuzdaki tecrübeler vardır. Siz hepiniz özünüzde olduğunuz sevgi olduğunuzu hatırlamaktasınız ; her zaman siz bunu yaptığınızda içinde bulunduğunuz durum size ne kadar "zorlayıcı " gelirse gelsin bu gerçek ortaya çıkacaktır." 
 
" Bu hakikaten cok kolay geliyor kulağa... " diyesim vardı.
 
" Cünkü ÖYLE " dedi sevgili rehberim. 
 
Ben elimde olmadan gülmeye basladım.
 
" İslerin zor olması gerekmiyor. Zaman değisiyor. Degisimi kucaklayın ve hayatınızdaki her seyin uçusa geçmesine izin verin. Yolunuz hafiflik ve kolaylığın yolu simdi. Yeni enerjileri kucaklayın ; yeni yolunuzu kucaklayın ; yeni sizi kucaklayın. Biz hepimiz sizinle birlikte çalısıyor, sizi tüm kalbimizle destekliyoruz. "
 
Aydınlanmıs Üstatlardan
 
Isik ve sevgiyle,
 
Beki İkala Erikli
 


Tutkunuzu Bulma...

Merhaba sevgili ısık dostlarım, 

 
Bu ay rehberlerime ne ile ilgili yazsam diye sorduğumda...
 
"Enerjinizi demirlemek ve size tutku vereni bulmakla ilgili yaz." seklindeydi gelen rehberlik.
 
" Bu ikisi farklı birer konu değil mi?" diye sordum.
 
" Onlar çok alakalıdır. "
 
" Peki 'enerjimizi demirlemek' -bu tabiri bilmeyenler için-  ne anlama gelir? "
 
" Enerjinizi demirlemek fiziksel bedeninizin alabileceği kadar ısıgı toparlayıp almak ve yasadığınız sürece bu ısığı tasıyan olmaktır. Ne kadar fazla ısığı toparlayıp demirleyebilirseniz, etrafınızdakilere de o kadar fazla ısık verebilirsiniz. "
 
" O kadar daha çok parlarız yani? "
 
" Elbette. "
 
" Tabi ben simdi nasıl olabilecek en yüksek seviyede enerjiyi demirleyebiliriz diye soracağım... "
 
"Bazılarınıza vereceğimiz cevap fazla basit gelecek. Bazılarınız ısığınızı yükseltmek için çok fazla çalısıp, ter dökmek gerektiğine inanıyorsunuz. Bu doğru değildir. Yükselmenin çok farklı yolları vardır ve en yararlısı, sizin yüreğinize en doğru gelendir. Biriniz için yolunuz mükemmel olabilir ama bu yol sizin için söz konusu bile olamaz. Önemli olan SİZİN İÇİN doğru geleni bulmaktır. Bu da bırakın, kararı kalbiniz versin anlamına gelir. "
 
" Peki... Alabildiğimiz kadar çok ısıgı demirlemenin farklı yolları nelerdir? "
 
" Anahtar burada da kalbinizi izlemekten geçer. Simdi hemen  "kendimi tatmin edecek isi bulmalıyım ve bunu da nasıl yapacağımı bilmiyorum" diye düsünmeyin.
Bugünü, tam su anı düsünün... Tam su anda size ne cosku verir?
Yüreginizi su anda ne yasama sevinciyle doldurur? Sizi ne gülümsetir? Ne güldürür? Sizi gerçekten  ne mutlu eder? Bunlara zaman  ayırdığınızda kabınıza daha fazla ısıgı demirlemeye baslarsınız. Bu da sizin, sonrasında tutkunuzla ilgili daha büyük adımlar atmanıza yardımcı olur."
 
" Tutku derken yasam amacından, bu hayata yapmak üzere geldiğimiz isten söz ediyorsun değil mi ?"
 
" Evet, yüreğinizi gerçekten costuran o isten bahsediyorum..."
 
" Bazılarımız bunun ne olduğunu bilmiyor veya hatırlamıyorlar. "
 
" Hepiniz onun ne olduğunu biliyorsunuz. Bazen kendinize amacınızın kendisini size göstermesi için yeterli zamanı vermiyorsunuz. İste bu yüzden kabınıza daha fazla ısık almanız bu kadar önemli... Bu sekilde gerçek tutkunuz parıldamaya baslar ve kendisini size gösterir.
 
Aynı zamanda size tutkunuz yolunda atacağınız adımlar da çok daha kolay görünmeye baslar. Çünkü aslında bu adımlar çoğunlukla basittir. Sadece sizler onları gözünüzde büyütürsünüz. Sizler kendinize daha fazla ısığı demirleyecek alanı tanıdığınızda illüzyon solmaya baslar ve siz gerçeği görebilirsiniz: yol son derece açık ve nettir ve size düsen sadece yürümektir.
 
... Kocaman bir gülümsemeyle ve kolayca.
 
Biz, hepimiz sizinle birlikte yürümekteyiz."

 


Başmelek Mikail'den İlişkilerimizde Doğru Olanı Yapmak Üzere...

Bu ay Basmelek Mikail'den bizlere mesaj vermesini rica ettim.
 
"Zevkle..." diye çınladı o gür sesi kulaklarımda.
 
"Su sıralar insanlar iliskilerde pekcok sorun yasıyorlar..." dedim.
 
"Tabi ki yasayacaklar...  Sizlerin sevginin gücüne yükselmeniz gerek. Hepiniz BİR olarak calısmayı , yasamayı ve olmayı öğrenmeniz gerek. Sizler, kocaman bir aile olduğunuzu unutuyorsunuz. Diğer kisiyi  "öteki"  kisi olarak görüyorsunuz ve iste o zaman iliskideki tüm tuğlalar yıkılıveriyor"  dedi Basmelek Mikail.
 
Ben, " Bazen bizim için; özellikle de ısık isçileri için doğru davranısın ne olduğunu görmemiz, karsımızdaki kisiyi olduğu gibi sevgiyle kabul etmek ile, sınırlarımızı hakkaniyetli bir sekilde korumak arasındaki çizgiyi belirlememiz pek de kolay olmuyor..." diye Basmelek Mikail'e sorarken, cevap içime son derece net bir his olarak dogmaya basladı. 
 
Kendimize tamamıyla dürüst olmamız gerektiğini hissettim. Verdigimiz tepki ya da yanıt, karsımızdaki kisiye  "ona göstereceğim", ona  "karsılık vereceğim" noktasından mı geliyor; yani incindiğimiz hissiyle mi yola çıkıyoruz? Yoksa kabul noktasından mı; karsımızdakinin nasıl hareket etmeyi seçtiğini (o öyle diyerek) kabul etmis olarak mı? Gercekten kabulde kalarak, durumun üzerine yükselerek, doğru olanı yapacak sekilde mi çıkıyoruz yola?
 
Eger sevgiden hareket ediyorsak, ve konuyla ilgili sınırlarımızı sağlam bir sekilde korumakla ilgili bir ihtiyaç varsa, attığımız adım yargılamadan, prensiplerimiz dogrultusunda bir kararlılık noktasından gelecektir. " dedim kendi kendime.
 
Basmelek Mikail , " Cevabı sezgisel olarak aldın... Konuyu biraz daha açıklayayım. Harika arkadaslarınızın ve akrabalarınızın sizlerin önüne öğrenmek üzere getirdikleri pekcok ders vardır. Bu, onlar için de geçerlidir; hatırlayın ki onlarda sizler gibi yasam derslerini öğrenme sürecinden geçiyorlar. 
Fakat odağınız her zaman kendi yasam dersiniz olmalı; diğer kisinin ne öğrenmesi gerektiği değil. Onun "öğrenmek" veya öğrenmemekle ilgili kararı, onun  kendi özgür iradesindedir, ve bunun da sizinle hiçbir alakası yoktur. Yani " ona göstereceğim, ona öğreteceğim " seklinde bir ego tuzağına düsmeyin. Bunun yerine eger sefkat*  ile ilgili bir yasam dersi ile karsı karsıya iseniz  (Beki : * yani karsınızdakini anlayarak sevgide kalmak) ve aynı zamanda da sınırlarınızı güçlü bir sekilde korumanız gerekiyorsa yüreğinizde sevgi barındırdığınızdan emin olun. İlk önce ve öncelikle. 
Eger içinize döner ve gercekten ne hissettiğinizi HİSSEDERSENİZ ; gerçek hislerinizi itiraf edersiniz. Ve bu anlayıs da, tam bu hissi serbest bırakabilmenizi mümkün kılar... Bu his ister incinme, ister içinize oturma,, ister sevilmeme hissi olsun.
 
Bir kez gerçeği GÖRDÜĞÜNÜZDE , iste o zaman kendinize gülümseyebilir ve bu hissin ÜSTÜNE YÜKSELEBİLİRSİNİZ; çok daha yüksek bir sevgi titresimine. Dilerseniz o anda beni cagırın ve ben size bu hissi serbest bırakabilmenize yardım edeyim ; güzel bir nefesle onu bırakabilin diye...
 
Sizler sevgide kalma noktasında olduğunuzda , bu daha yüksek bakıs açısı ile doğru olanı yapabilirsiniz ; doğru ses tonuyla , doğru olan adımı atarak ve sevgiyle.
 
Aslında bu çok basittir. Ve bu içinizde bir bilis ve bir emin olma hissiyle gelir. İçinizde konu ile ilgili son derece iyi hissedersiniz ve bedeninizde de bu his, sapasağlam bir sütun gibi hissedilir.
İste bu noktada adım atın.
 
Ben Basmelek Mikail'im ve hepinizi sevgiyle kucaklıyorum."
 
Sevgi, ısık, sefkat ve sevginin gücüyle dolu günlere....
 
Beki İkala Erikli
 




Hepimiz İçin Yılın Mesajı...

 Sevgili Isık Dostları,
 
Bu yıl hepimiz için yılın mesajını almak için yazmaya oturduğumda "2015'in mesajını bizler vermek istiyoruz" diye basladı sözlerine Aydınlanmıs Üstatlar...
"Bu yıl kendi ayaklarınız üzerinde durmalısınız. Sırtınızı yasladıgınız tüm ilüzyonu bırakıp hayatın sizi tasımasına izin vermelisiniz. Hayatın, özün, özünüzün." Diye devam etti.
 
Ben, "Bu yıl kolay bir yıl olacak ve kendiliginden akacak gibi geliyor bana...  Öyle mi?" diye sordum.
"Bizim size söylediklerimizi yapacak olanlarınız için evet.
 
Her zamanki gibi, evren sizin en yüksek hayrınıza calısır. Eger güclü oldugunuzu yeterince kavrayamaz, eski korku, alıskanlık ve ilüzyona tutunursanız (yani güvendiginiz hayali kapılara) o zaman bu yol sizi dogruyu görmeye zorlayan bir yıl olacak. 
Bu da sizin en yüksek hayrınızadır. Her zaman oldugu gibi."
"Bizlere bu yıla girerken ne yapmamızı tavsiye edersin?"
Kendi gücünüzü kusanın ve tek basınıza "BEN" olarak ayakta dimdik durmayı ögrenin. Etrafınızda tabi ki destek var ve olacak da... Ama öz olarak siz "Ben benim, ben buradayım, ben buyum." diyene kadar o yola doğru itileceksiniz.  
Bunu diyenleriniz ise bizler tarafından yolunuza tasınıyor olacaklar. Bu nedenle 2015 muhtesem bir yıl olacak. Herkes icin."
 
Gücümüzü kusanıp, kendi ayaklarımız üzerinde "Ben benim, ben buyum." diyerek ısık sactıgımız muhtesem bir yıl olsun!
Sevgi ve ısıkla,
Beki İkala Erikli

 

Aydınlamış Üstatlardan Huzurda ve Dengede Kalmak Üzerine...

Sevgiyle merhaba,
 
Aydınlanmıs üstatlardan bu ay hepimiz için aldıgım sevgi mesajını paylasıyorum. Hepimize ısık olması niyetiyle...
 
"Huzur bulmakla ilgili yazabilir miyiz?" diye sormak geldi içimden bu ay. "Huzuru hissetmek neden önemli?" diye sordum rehberlerime. 
 
"Çünkü 'huzur'da olduğunuz noktada dengenizi bulursunuz ve bunu basardığınızda da her sey yerli yerine oturur. Dengenizi kaybettiğinizde ise, kendinizi mesgul, üretken, hatta basarılı bile hissetseniz esasında kuyruğunu kovalayan bir köpek gibisinizdir.

 
Bunun tersine, HUZURDA olduğunuzda bu noktadan insa edebilir, yaratabilir, vizyonlayabilir, hatta hayal kurabilirsiniz. Normalde gözden kaçıracağınız yollara ulasabilir, belki de hic dönüp bakmayacağınız fırsatları elde edebilirsiniz. Fakat bu noktada olabilmek için, gözünüzün önünde bulunan durumun üzerine yükselebilmelisiniz; farklı, daha yüksek bir bakıs açısına... Ve bu da dostlarım, 'bağlantı'yı gerektirir."
 
Bazen ne kadar mesgul olduğumuzu düsündüm. 

 
"Bizlere dünya her geçen gün daha da büyük bir hızla döner gibiyken huzuru basıl bulabiliriz?" diye sormak geldi içimden.
 
"Anlamanız gereken su: marifet hızlı olmakta değil, yaptığınız isin etkisinde; onun niteliğindedir. Bazen her ikisini de basarabilirsiniz, ama bu sadece bulunduğunuz an'la bir olduğunuzda olur. Anı kovaladığınızda kuyruğunuzu kovalıyorsunuzdur. Bu nedenle yavaslamalı ve farkında olmalısınız." 
 
"Peki dengemizi kaybettiğimizi nasıl anlarız?'
 
"Duygularınızın farkında olun. Ne hissettiğinizi fark edin."
 
"Bazen bir seylere daldığımızda o isle öyle mesgul oluyoruz ki, o sırada kendimizi nasıl hissettiğimizi fark edemiyoruz."
 
"Duygularınızla olan bağlantınızı; kendi duygu barometrenizi yitirdiğinizde,o zaman ilahi olanla 'bağlantınızı' da kaybetmissiniz demektir."
 
"Peki ben bir konusma yaptığımda, veya eğitim verdiğimde kendimi nasıl hissettiğime özellikle dikkat etmiyorum. Sadece "andayım" diye sordum. Her an aklım kendimi nasıl hissettiğimde iken eğitim vermeyi düsünemiyordum doğrusu...
 
"Sen bağlantıdasın. Baglantıda olduğunuz zaman her seyin sizin içinizden AKTIGINI bilirsiniz. O an olursunuz ve akarsınız. Bu gayet güzeldir.
 
Ama bazen de bir endise hissi, stres veya bir acele etme hissi, hatta hafif bir panik hissedersiniz... İste bu anlarda kendinize DUR deyip, kendinizi sadece "OLMA" haline geri getirmeniz gerekir. Eğer acil bir durum söz konusu değilse kendinize birkaç dakika verin ve "tekrar bağlantıya geçin" ; dengenizi tekrar kurun.
Ancak ondan sonra yasamınıza devam edin."
 
"Bazen hayatımızı bizim kontrolümüzün dısında yöneten 'geçmisten gelen' bir blokajımız oluyor - eski bir alıskanlık veya bir kalıp..." dedim. 

 
"Böyle olduğunda bile siz bir seylerin dengesinin bozulduğunu bilirsiniz. O anda önünüzdeki her neyse onunla ugrasacagınıza bu konuda bir seyler yapın ve konuyu halledin. 
Çünkü eğer bunu yapmazsanız,  yüksek ihtimalle o halının altına süpürmeye calıstıgınız konu, sonrasında gelir sizi bulur ve tökezlemenize neden olur. Hayatınızın kumandası sizde olmalı; sizi yöneten eski bir alıskanlık veya kalıpta değil."
diye cevap verdi sevgili rehberim.
 

 
"Bizlere kaynakla bağlantıyı tekrar kurabilmemize, dengemizi bulmamıza yardımcı olacak birkaç ipucu verebilir misin?"
 
"Kendinize gözlerinizi kapatacak 2-3 dakika vakit ayırın, gözlerinizi kapayın ve nefesinize odaklanın. Nefesinizi bilinçli olarak yavaslatabilirsiniz. Buna kendinizi zorlamayın. Sadece dikkatinizi nefesinizde tutarken kalp atıslarınızın giderek daha da yavasladığını fark edin. "Huzur" hissini hissettiğinizde yepyeni ve farklı bir enerji ile isinize tekrar devam edebilirsiniz.
 
Sonra da,  biraz daha fazla vaktiniz olduğunda, o anda neden dengenizi yitirdiğinizi ve bu durumu nasıl düzeltebildiğinizi düsünün.
 
İste bu üstatlıktır."
 
Sevgi ve ısıkla,
 
Beki İkala Erikli


Başmelek Mikail'den Hepimize... 2016 Mesajı...

Her yıl olduğu gibi bu yıl da sevgili meleklerimden hepimiz için bir mesaj istedim. Sevgili Basmelek Mikail'in güçlü enerjisini hissettim yanıbasımda o anda.
 
"Ben Basmelek Mikail'im. Kemerlerinizi bağlayın, uçusa geçiyorsunuz - kelimenin tam manasıyla!" diye basladı Basmelek Mikail sözlerine.
 
Bu yıl yaptığınız iste mükemmel olma seneniz. Basarı, ihtisam, ün ve nesenin sizi kucakladığı bir yıl olacak bu yıl... Bolluk ve bereketle birlikte.
 
Bu yıl yaptığınız her seyden keyif alın. Bu yıl sizler daha yeni yeni hatırladığınız nese ve sevinç enerjisiyle titresmeye baslarken, yaptığınız her seyden haz alıyor olacaksınız. Sizler uzun zamandır bu anın gelmesini bekliyordunuz. Su ana kadar yaptığınız tüm çalısmalar sizi bu noktaya hazırlamaktaydı. Bu son derece önemli, muazzam NESE ve sevinç noktasına. Artık bu noktadan kanatlanıp uçabilirsiniz.
 
"Basarı, ihtisam, ün... Bunlar bana göre değil" diyenleriniz... Tabi ki de bu "size göre". Hepiniz pırıl pırıl parlamak üzere geldiniz... Ve küçük bir sekilde mi yoksa kocaman bir parıltıyla mı parlamayı seçeceğiniz tamamıyla size kalmıstır.
 
Bu yıl yaptığınız iste mükemmel olacağınız ve olmak üzere geldiğiniz en parlak GÜNES olarak ısıldayacağınız yıldır. Kuskuya veya tereddüte yer yok, çünkü evren sizin sıçrayısınız için hazır. Eğer siz buna hazır olmasaydınız bu mesajı okuyor olmazdınız.
 
Güvenin. İzin verin bizim çağrımız yüreğinizi neSe ve sevinçle , inançla ve mutlulukla doldursun - ve güven içinde bir bekleyisle. Tüm hayallerinizin güvenli bekleyisiyle... Çünkü, sevgili arkadaslarım, bu yıl sizin yılınızdır.
 
Ben Basmelek Mikail'im."
 
Bizim yılımız, sevgili ısık isçileri... Bizim yılımız geldi!2016 hepimize kutlu olsun.
 
Bu mesajı Marianne Williamson'un muhtesem sözü ile sonlandırmak istiyorum.
 
Mutlu yıllar...
Beki İkala Erikli
 
"En derin korkumuz yetersiz olmak değildir. En derin korkumuz, bilinen ölçülerin çok ötesinde güçlü olmamızdır. Bizi en çok korkutan yanımız aydınlık tarafımızdır, karanlık tarafımız değil. Kendimize; 'Ben kimim ki harika, zeki, yetenekli ve ünlü olabilirim?' diye soruyoruz. Aslında siz öyle olmayacaksınız da kim olacak? Siz Allah'ın çocuğusunuz. Küçük adımlar atmanız dünyaya hizmet etmez. Çevrenizdekiler sizin yanınızda kendilerini güvende hissetsinler diye küçülmek, aydınlanmak değildir. İçimizdeki Allah'ın görkemini görünür kılmak için doğduk. Bu sadece birkaçımızın içinde değildir, bu hepimizin içindedir. Ve kendi ısığımızın parlamasına izin verdiğimizde, bilinçsiz olarak diğer insanların da aynısını yapmasına izin veririz. Kendi korkularımızdan bağımsız olduğumuzda, varlığımız otomatikman diğerlerini de bağımsız kılar."
                                                                                                                                                                                                    Marianne Williamson
 
Başmelek Rafael'den AŞŞK Üzerine!

Bu güzel 12 Subat sabahında meleklerime "Askla ilgili yazabilir miyiz bu ay?" diye sorduğumda sevgili Basmelek Rafael'in tanıdık sesi çınladı kulaklarımda:
 
"Tabii ki."
 
"Basmelek Rafael, sevgiyi, askı arayanlarımız için bizlere ne söylemek istersin?" diye sordum ona.
 
"Öncelikle bilin ki, o zaten burada. Bilin ki ikiniz de her adımınızda, her nefesinizde BİRBİRİNİZE DOĞRU ilerlemektesiniz. Bilin ki her deneyim, sizi ona bir parça daha yaklastırıyor. Her dönemeç, doğru yönde atılmıs bir adım.  Bilin ki her sey, ilahi plan dahilinde ilerlemekte ve siz hazır olduğunuzda, o da sizin için tam burada olacak."
 
Yaklasan sevgililer gününü düsündüm ve  henüz 'hazır' olmayanlarımızı düsünerek bir iç çektim.
 
"Bu bilisle gülümseyin..." dedi Basmelek Rafael.
 
"Gülümseyin ve bilin ki her sey tam su anda, tam da  olması gerektiği gibi oluyor. Zamanı geldiğinde dönüp geriye baktığınızda sözlerimizdeki gerçeği göreceksiniz."
 
İçimde bir rahatlama ve güven hissettim ve Basmelek Rafael'e sunu sordum : " O gün gelene kadar askını arayanlara ne yapmalarını önerirsin?"
 
" Kendinizle ilgili çalısın. Kendinizi sevmek, çevrenizdeki her seyi ve herkesi sevmekle ilgili çalısın. Görünenin ötesini görebilmeyi öğrenin ; insanların ruhunu ve olayların ötesindeki daha yüksek SEBEBİ görmeyi öğrenin. Bu, sizin ruh esinizle bulusmak için hazır olmanızı sağlar."
 
İçimden  "Bu tavsiye herkesin isine yarar bence " diye geçirdim."Tabi ki öyle."  dedi Basmelek Rafael ve kafamdaki soruya cevap verdi :
 
" Ve simdi, bir iliskinin içinde olanlarınıza gelince... İliskinizle ilgili su anda kendinizi nasıl hissediyor olursanız olun, sükredecek çok seyiniz var. Sevdiğiniz kisi siz KENDİ yolculuğunuzda yükselirken sizin için muhtesem bir yardımcıdır. Dikkat edin, buradaki vurgu sizde ve yalnızca sizdedir. İliskide bir tek ana karakter vardır, iki değil. Ve bu da SİZSİNİZ. Karsınızdakini olduğu sey olarak görün : SİZE KENDİ sevgi yolculuğunuzda sizinle birlikte yürüyerek sizin büyümenize, yükselmenize yardımcı olan, Allah'ın bir parçası.
 
Hatırlayın; yolculuğunuzun sadece tek bir amacı vardır. Ve o amac da hatırlamaktır. Sizin olduğunuz sevgi olduğunuzu hatırlamanız ve bunu kucaklamanızdır. Sevdiğiniz kisi sizin "süpürüp atmanız" gereken parçalarınızı size göstermek üzere aynalık eder. İste bu nedenle bizim tavsiyemize uyarsanız , iliskinizin de çok daha doyurucu olmaya basladığını , yolculuğunuzun her ikiniz içinde nese ve sevinçle dolduğunu göreceksiniz."
 
Bu noktada içimden basa dönüp, Basmelek Rafael in sözlerini tekrar okumak geldi:
 
"Bilin ki her deneyim, sizi ona bir parça daha yaklastırıyor."
 
"Kesinlikle..." dedi Basmelek Rafael. "...Ve kendinizle ilgili çalısın. Etrafınızdaki herkesi ve her seyi sevmekle ilgili çalısın. Özünde, her iliskinin amacında bu yatar. Size kim olduğunuzu göstermek: size SEVGI olduğunuzu göstermek.
 
Sevgi yargılamaz. Sevgi sadece var olur. Sevgi kabul eder ve sadece sever. Sevgi anın tadını çıkarır ve anın kutsallığını onurlandırır. Sevgi bilir ki an sevgidir, ve o anın içindeki her sey ve herkes de sevgidir.
 
Esasında iliskilerin yegane amacı da budur - var olan TEK BIR SEVGI olduğunun farkına varmak. Siz, o ve her sey, iste o tek sevgidir."
 
Sevgili Basmelek Rafael, sifanın basmeleği olmasının yanısıra ruh esimizle ilgili de bize yardımcı olan basmelektir.
 
Sevgililer gününe yaklasırken ondan yardım istemeyi ve yukarıdaki sözlerini hatırlayın ve GÜLÜMSEYİN; ASK'LA!
 
Beki İkala Erikli 
 


Apollo Güneş Mesajı Bu Günler İçin Hepimize...
 

Sevgili ışık dostları,

Pazartesi günü meleklerimden yaşadığımız zorlayıcı günlerde ne yapabileceğimiz konusunda hepimiz için rehberlik istedim. O anda çok tuhaf bir şey oldu, ve elime kalemi aldığımda aşağıdaki satırlar döküldü kalemimden. Hepimize ışık olması niyetiyle paylaşıyorum. Sevgi ve ışıkla, Beki

 

"Merhaba, ben Apolloyum.

Ben güneşin ışık dolu, aynı zamanda da güçlü ve dönüştürücü enerjisini getiririm sizlere… Ve ortama. Benimle çalıştığınızda ortam; ortamdaki insanlar, onların enerjileri ve düşünceleri aydınlanır. Bu nedenle İkala, sen ülken ve ülke insanlarının geçirdiği bu zorlayıcı enerjide ne yapabileceğini düşünürken karşında belirdim."

Gerçekten de hafta sonu sizlere iletmek için meleklerimden bir mesaj almış, ama daha yüksek ve parlak bir rehberliğe ihtiyacımız olduğunu düşünerek bu mesajı bekletmiştim. "Ne yapsak?"  diye  düşünürken, tam o anda gözüm ofisteki bekleme odasında, yerdeki beyaz minik cisme takıldı. Oturma odasında, yer minderlerinin altındaki o cisme bakıp gülümsedim,  “tüy geldi bana” diye. Elimi uzatıp o cismi elime aldığımdaysa şaşırdım. Minderlerin altındaki beyazlık bir tüy değil, güneş taşıydı!

“Çantamdan düşmüş olmalı” diye geçirdim içimden... Bu pek de olası olmasa da.

Apollo şöyle devam etti sözlerine:

"Evet, güneş  taşı sana beni hatırlattı." Ve arkasından da hepimizin yapabileceği bir çalışma önerdi:

"Ülkenizin yüreğinde güneşin doğduğunu hayal edin. Dilerseniz güneşin enerjisini güçlü, hem de çok güçlü kılmak için benden yardım isteyebilirsiniz. Ben hepinizin yüreğindeki o güçlü güneşi tetikler, gücünüzü tam, pürüzsüz ve tamamen ışığa odaklı kılarım.

Böylece sizler de, ortam, etraf veya zihniniz ne derse desin, doğan güneşe odaklanabilirsiniz.

Bu güneşin, saat kaç olursa olsun ülkenizin kalbinden, Ankara'dan yayıldığını düşünün. Yavaş yavaş yükselip büyüdüğünü... Büyüdükçe ısınıp parladığını, ve yayılırken kapladığını… Her yeri, her karış toprağı, her insanı, her nefesi... Her düşünceyi, her niyeti.

Kaplarken dönüştürdüğünü...

Buna niyet etmeniz, odağınızı güneşte, altın sarısı ışınlarıyla  ısıtan, dönüştüren ve yakan o güneşte tutmanız yeterlidir.  Sevgiyle, kalbinize odaklanarak güneşi büyütün. Her karış toprağa yayılsın. Bulunduğunuz şehire, ile, ilçeye, binaya kadar. O binanın temellerinden, evrene kadar...

Sonunda içinizde huzuru hissedeceksiniz. Derin, tam ve bütün bir huzur hissi.

Bu noktada bir iki dakika daha kalın, gülümseyerek."

"İkala, hafta sonu sana gelen mesaj durumun özetiydi. İşte şimdi yüreğindeki sorunun cevabı geldi." dedi bana Apollo. Ve sonra hepimize döndü:

"Işığa güvenin. Güneşe ve güneşin gücüne güvenin. En derin karanlığın, en karanlık gecenin ardından gelen o güneş, eninde sonunda aydınlatacak ve gece, her zaman güne kendini bırakacaktır.

Yüreğiniz ne kadar saf, temiz ve güçlü bir inançla parlarsa, ışığınız da o kadar büyük ve etkili olacak.

Ben her nefesinizde sizinle bir olarak yanınızdayım.

Işıkla, güneşle kalın."

 

Apollo; güneşin güçlü, dönüştürücü ve aydınlatıcı enerjisini barındırır. Tıpkı güneşin başmeleği Galgiel gibi, Apollonun enerjisini de dilediğiniz zaman ortama ışık katmak, olanı dönüştürmek için kullanabilirsiniz.

Bu özel zamanda tüm sevdiklerimize, hepimize ışık olsun.

Beki İkala Erikli



Bir İnanç Tutucu Olmak...
 
Sevgili dostlar,
 
Bu maili 14 Temmuz öğle sıralarında kaleme aldım; Fransa'daki ve bizdeki olaylar öncesinde. Önsözü bile değistirmedim. Hepimizin en yüksek hayrı için, su anda en çok ihtiyacımız olan inanç tutuculardan olmanız niyetiyle!
 
Beki
16 Temmuz 2016
 
PIRIL PIRIL BİR GELECEK 
YARATMAK
 
Sevgili ısık dostları, 
Bu ay içimden yüreğimden geçeni paylasmak geldi sizlerle.
 
Biliyorsunuz her ne kadar medyadan çoğumuz uzak kalsak da, yine de yasananlardan etkilenmemek bazen kolay olmuyor. Ama üzerimize düsen, hele bu dönemde ısık olmak.
 
Size ve tüm sevdiklerinize ısık olsun.
 
Beki
 
 
Çocukluk Hayallerimizin Gücüyle
Pırıl Pırıl Bir Ülke Yaratmak!
 
Su sıralar içimiz acıyor, yüreğimiz kanıyor ya, sıklıkla... İste tam o an, en çok da o an gücümüzü hatırlama zamanı sevgili dostlar!
 
Neden mi? Çünkü en çok üzüldüğümüz konu, yüreğimizi en çok sızlatan konu, hissettiğimiz o acı, öfke, ya da kızgınlık, aslında içinizdeki gücün "Durma, bu konuda bir seyler yap!"  demesi bizlere... Ama ne?
 
Ne yapacağımızdan önce, ne yapmayacağımıza bakalım. Yapabileceğimiz en kötü sey, olaya daha fazla acı, daha fazla öfke, daha fazla üzüntü katmak. Neden mi? Bir olaya verdiğiniz tepkiyle iki sey yapabilirsiniz: Ya atese odun atarsınız, ya da onu söndürürsünüz. Her sey enerjidir ve o enerji bir yere gider. Eğer olaya yolladığınız enerji herhangi bir seye, örneğin "teröre veya bir insana hayır!" veya mansetlerde, sosyal medya paylasımlarında rastladığımız gibi "lanet" tarzı bir enerjiyse, çekim yasasını unuttunuz demektir. "Hayır!" diye bağırdığınız seyi yasamınıza daha çok çektiğinizi mesela. Hem de o 'Hayır!' ne kadar güçlüyse, o kadar büyük bir hızla.
 
Çekim yasası "neye odaklanıyorsak onu çekeriz" der, bilirsiniz. Herhangi bir seye "hayır!" dediğimizde atese odun atıyor, bu olaylardan daha fazlasını yaratmaya yardımcı oluyoruz, istesek de, istemesek de. Elmayı bırakırsanız yere düser, yer çekimi kanununu bilsek de, bilmesek de... Çekim yasası da böyle çalısır. İyisi mi onu kabul edip, onun kurallarına göre yasayıp, bilinçli yaratanlar olalım. Herhangi bir seye "Hayır!" diye haykırmayı bırakıp, ne istiyorsak ona "Evet" demeyi seçelim.
 
Secret'ın DVD'sinde Rahibe Teresa anlatılır. Bilge lider, "Beni savasa karsı hiçbir yürüyüse çağırmayın, gelmem. Ama barıs için düzenleyeceğiniz her etkinlikte en önde yer alırım!" demistir. Çünkü o, neyi yaratmak istediğini biliyordu.
 
Peki ya üzüntümüz, acımız, o derin öfkemiz? Bu yoğun duygularla sizce daha fazla hangi enerjiye katkıda bulunuyoruz? Huzura, barısa, birliğe mı? Yoksa acıya, üzüntüye, ayrımcılığa mı? Bunun cevabını yazmaya gerek yok...
 
"Peki ama insanız, acı bir olay olduğunda sizin hiç mi yüreğiniz sızlamıyor?" diyebilirsiniz. Sızlamaz mı, hem de nasıl sızlıyor! Elimde değil, bazen göz yasları süzülüyor yanaklarımdan. Ama sonra silkiniyorum... Derin bir nefes alıyorum ve "Hayır, ben bunu yaratmak, bu güzel ülkede daha fazla acı ve üzüntü yaratmak istemiyorum." diyorum.
 
Elimi koyuyorum yüreğime.... Derin bir nefes alıyorum, ve baslıyorum dua etmeye. Sifaya ihtiyacı olanlardan baslıyorum, çünkü biliyorum, avuçlarımda güçlü bir sifa enerjisi var. Sifa eğitimi veya reiki almıslığım olduğundan değil, sadece bir çift avucum olduğundan. Sizde olan yeteneğin aynısı var bende. Bu özel geçis zamanında hepimizin avuçlarında o sifa enerjisi var.*
 
Açıyorum avuçlarımı, "Allah'ım izninle, Basmelek Rafael**, lütfen avuçlarımdan su anda sifaya ihtiyacı olan tüm canlara sifa akıt." diyorum, o kadar. Avuçlarım ısınıyor, kamasıyor, garip bir enerji, ya bir "sey" var o anda orada. İste o sey, her neyse, biliyorum ki sifaya vesile olacak. Su anda en önemlisi de bu.
 
Ve sonra yürekten, gerçekten yürekten koyuyorum elimi kalbime ve dua ediyorum. Yaratan olduğumu bilerek ediyorum o duayı. Bu yüzden sadece olmasını istediklerim var duada, istemediklerimin ise adı bile yok. Barıs var duamda, huzur var, birlik var, hosgörü var, her inanca saygı, yasayan her cana saygı var, Allah'ın, dinin özünün sevgi olduğunun herkesçe anlasılması var, her insanın kardesim olduğunun anlasılması var... Hepimizin el ele kardes olduğumuz bir ülke var. Gülümsüyorum elimde olmadan...
 
Hani küçücükken yıldız kaymasını beklerdik. Bazen dakikalarca bakardık gökyüzüne, "O kadar önemli ve yürekten bir dileğim var ki, lütfen, lütfen bir yıldız kaysın." diyerek... Ve iste! Sonunda kayardı o yıldız. İste benim anım! Biliyorum ki, o yıldız benim için kaydı, ve o tertemiz yüreğimle ne istesem olacak... Oysa bunun mümkünü yok... Umrumda değil, ben yine de yürekten, heyecanla, parmak ucunda zıplayarak, o kayan yıldızı göstererek, istiyorum. Öyle çok duygu var ki içimde...
 
"Allah'ım, lütfen, ülkemi çok seviyorum. İnsanlarımı da. Lütfen öyle bir ülke olsun ki burası, herkes parmak ısırsın. Gurur duyayım ülkemle. Türk'üm dediğimde, göğsüm kabara kabara anlatayım ülkemin nereden nereye geldiğini. Neleri astığımızı... Nasıl birlik içinde, onlarca farklı kültürü, inancı, renk mozayiğini birlestirdiğimizi... Hepimizin el ele, doğaya nasıl sahip çıktığımızı, birlik olarak nasıl muhtesem bir sekilde örnek bir eğitim sistemi kurduğumuzu, ne büyük bir bolluk ve bereket dolu bir cennet olduğunu Anadolu'nun, adı gibi... Muasır medeniyetler seviyesinde bir günes gibi parladığını, pırıl pırıl... Dünyaya örnek olduğunu...
 
Yurtta sulh, dünyada sulh olsun. Öncü olalım, çocuklarımız el ele, neseyle, yaratıcıklarını, yeteneklerini ortaya koyacak sekilde, coskuyla okusunlar." Sonra da "Ve öyle de oldu." diyorum. "Öyle de oldu." İste bu, yaratan olarak benim isimin bittiğini, Allah'ın isinin basladığını gösteren üç sihirli kelimedir. En azından istediğimi yarattım, istemediğimi değil. Yapmam gereken ne varsa yan gelip yatmak ve görevimi yapmamak da değil bu. Sadece yaratım gücümü, sözün gücünü doğru kullanmak.
 
Derler ki, her kadim kızılderili kabilesinde bir "İnanç Tutucu" olurmus. İnanç Tutucu'nun görevi, kabile ne yasarsa yasasın, her zaman inancını sapasağlam tutmakmıs. Herkes karamsarlığa kapılsa da o kapılmaz, kabile için vizyonu tutarmıs.
 
İste bizler, eğer bu yazıyı okuyorsanız bizzat siz, kabilenizin inanç tutucularısınız. Etrafınızda ne olursa olsun, istediğimizi, iyiyi yaratanlarsınız. Hak ettiğimiz, kaderimiz olan ve kesinlikle bir gün yasayacağımız o muhtesem geleceğin yaratanlarısınız. Vizyonu inançla tutan, böylelikle de onu daha hızlı yaratmamıza yardımcı olansınız. İste bu yüzden, bu özel dönemde bu kutsal Anadolu topraklarında yasıyorsunuz. Isık olun, ısık olsun.
 
Sevgiyle ve ısıkla kalın,
 
Beki İkala Erikli
 
 
-Su anda bile yukarıda anlatılanı yaparsanız, söylediklerimin doğruluğunu ellerinizde hissedersiniz. Denemesi sizden!
-- 

Türkiye İçin Birkaç Dakika Çok Güçlü Bir Işık Çalışması...

MELEKLERİMİZDEN ÜLKEMİZ İÇİN hepimize...
 
Merhaba...
 
Ulkemiz icin rehberlik istedim yurekten. Gelen rehberligi sevgiyle paylasiyorum. Italik yazilar benim eklediklerimdir. Yureginiz evet derse bize katilin, isiga, sevgiye onderlik edin!
 
Isikla...
 
Beki
 
"Sevgili Ikala, isik olsun!
 
Izin verin sizlere isik yolunuzda rehberlik edelim... Sizlerin, hepinizin OLMAniz gereken o isiga, birlige, yuksek anlayisa dogru.
 
Bu cogunuz icin oldukca zorlayici bir yolculuk oldu. Bunu anliyoruz. Bununla beraber dunyanizda su ana kadar hicbir donemde bu kadar fazla destek de olmamistir. Sizlerden elinizi uzatip bu destegi, yardimi almanizi istiyoruz.

Destegimizi, isigimizi, rehberligimizi alin. Kaynaginiza baglanin ve bilin ki bizler, hepimiz sizlere ozel olarak uzaniyoruz, yureginizin ve zihninizin ta derinliklerine kadar...
 
Yureginizi ve kalbinizi su bilisle doldurun:
 
Isiga ulasmak icin cok farkli yollar vardir. Bilin ki bazi ruhlar, iclerindeki isiga ulasmak icin zor, hatta karanlik donemlerden gecmeye ihtiyac duyarlar. Bilin ki her yolculuk kutsaldir, ve her birey kendi yolunda yurumekle ilgili kendi ilahi secimine sahiptir -  bu secim sizlerin hosuna gitse de, gitmese de sevgili dostlarim... Bu onlarin kendi ilahi iradesindedir ve bu secimlere, ilahi olan tarafindan saygi duyulur.
 
Birakin herkes ogrenmesi gerekeni kendi bildigi yoldan ogrensin. Yargilamayi birakin, cunku yargilamak sizleri tum su ana kadar ogrendiginiz o derslerin ta en gerisine yerlestirir:
 
(Bu dersler) kosulsuz sevgi, herkese(derse/yola) saygi duymak, ozgur irade ve her ne olursa olsun isik olmak..."
 
"Peki bizler ne yapabiliriz?"
 
"Oncelikle merkezinizde kalin. Dunya anaya baglanin. Yureginize, ve kosulsuz sevgiye... Ve gercekten de (kaynakla, kosulsuz sevgiyle) tamamiyla baglantida oldugunuzda, bizlere, bizlerin dunyada ilahi plani yaratmakla ilgili olayi yonetmekte oldugumuza GUVENIN.
 
Ve bu sevgiyi, isigi her insana, ulkenize, topraga, havaya, suya, elementlere yayin."
 
Sevgili dostlar, bundan sonra icime gelen, zamaninda Gezi surecinde bizlere verilen isik meditasyonunu sizlerle paylasmak oldu. Son birkac gun icinde bana gelen rehberlikle bunu biraz genisleterek yaziyorum. Farkli yerlerden ulkemiz ve dunya icin yapilan farkli calismalar var. Hepsinin oz enerjisinin de bizim yuregimizdeki isikla birlesmesine niyet ederek... Bizimkinin de tum o isikla...
 
Okurken uzun gelebilir, uygularken ise sadece birkac dakika. Isik olsun!
 
 
ULKEMIZ ICIN ISIK CALISMASI - HER GECE 11:11'de(Yani Turkiye saatiyle 23:11, diger ulkelerdekiler, bizlerle ayni ana gelecek sekilde katilabilirler)
 
Ben bu calismaya beni gulumsetmesi icin bir mum yakarak baslayacagim;)
 
"BIRLIKTE birlesmeye niyet edin. Calismaniza Allah'in isigiyla sizlere yardima gelen tum meleklerin, isik varliklarinin da bizlerle BIR olarak katilmalarina niyet edin.
 
Dikkatinizi kalbinizde odaklayin. Bu calismayi yaparken KESINLIKLE SEVGIDE kalmaniz gerekmektedir.
 
Beki, Lutfen insanlara bunun son derece onemli oldugunu soyle Eger sevgi titresimini tutamayacaklarsa, bu calismaya katilmamalari daha iyi olur."
 
Sevgide kalmak icin kendinizi en rahat hissettiginiz pozisyonda kalin.  Gozlerinizi kapatin ve derin bir nefes alin. En sevdiginiz kisiyi dusunun. O kisiyle en guzel aninizi... Bu anin icindeki sevginin sizi gulumsetmesine izin verin. Bu sevginin yureginizden o kisiye aktigini gulumseyerek hissedin. Bu, sizi sevgi titresimine sokacaktir.
 
Bu sevgiyi yureginizden DUNYA ANANIN KALBINE YOLLAYIN. Dunya ananin kalbiyle bir sevgi bagi olusacaktir, hissetseniz de hissetmeseniz de. Izin verin, Dunya Ana'nin kalbinden yureginize yukselen sevgi, sizin sevginizle birlessin. Sonra da atesin, suyun, topragin ve havanin, 4 elementin yuksek enerjilerinin yureginizdeki  niyetlerle birlesmesine niyet edin.
 
Sevgi titresiminde kalarak birkac nefes alin, ve birakin bu sevgi akmaya devam etsin. Sonra odaginizi HUZUR VE BARIS hissine getirin. Bunun icin SEVGI duygusunun verdigi gulumsemenizi tutarak icinizden  birkac kez "HUZUR VE BARIS" sozcuklerini gecirin. Bu sizi calismaniz gereken titresime ulastiracaktir.
 
Dikkatinizi KALP CAKRANIZA getirin (kalp hizasinda ortada) ve HUZUR VE BARIS dusuncesini mumkun oldugu kadar uzun tekrarlayin.
 
Sonra Turkiye'yi gozunuzun onune getirin.  Turkiye haritasini veya Turk bayragini  gozunuzun onune getirmek, bunu vizyonlamaniza yardimci olur.  Buna sadece NIYET etmeniz de yeterlidir.
 
Yureginizde HUZUR ve BARIS hissederken, avuclarinizi onunuzdeki Turkiye'ye cevirin. Bu, HUZUR VE BARIS enerjisinin daha guclu akmasini saglayacaktir.
 
Siz isik iscilerinin Turkiye'nin etrafinda birlestigini hayal edin veya buna niyet edin, ve Turkiye'yi ve icindeki her seyi tamamiyla HUZUR VE BARIS ile sarmalayin. Isik iscileriyle beraber tum ilahi isik varliklarinin: meleklerin, aydinlanmis ustatlarin) bizlerle birlikte isik yaydigini fark edin.
 
Dalga dalga isigin ulkemizi HUZUR ve BARIS ile sardigini.... Sonra su niyetleri ekleyin:
 
BIRLIGE niyet ediyorum... (Birkac nefes alin ve kosulsuz sevginizi bu niyetle yureginizde, ellerinizden akitmaya devam edin...)
 
GERCEGE niyet ediyorum... (Birkac nefes alin ve kosulsuz sevginizi bu niyetle yureginizde, ellerinizden akitmaya devam edin...)
 
ANLAYISA niyet ediyorum.. (Birkac nefes alin ve kosulsuz sevginizi bu niyetle yureginizde, ellerinizden akitmaya devam edin...)
 
ILAHI SEVGININ, ISIGIN HER YUREGE, HER ZIHNE YAYILMASINA VE PARLAMASINA niyet ediyorum... (Birkac nefes alin ve kosulsuz sevginizi bu niyetle yureginizde, ellerinizden akitmaya devam edin...)
 
HER RUHUN GERCEGI, ISIGI GORMESINE niyet ediyorum...(Birkac nefes alin ve kosulsuz sevginizi bu niyetle yureginizde, ellerinizden akitmaya devam edin...)
 
Verdiginiz her nefesle eriyip gitmesi gereken her seyin buhar olarak, eriyip gittigini vizyonlayin.
 
Bunu TUM SEVGINIZLE yapin.
 
Bu titresimi tutabildiginiz kadar uzun sure tutun. (Arada dikkatinizin dagildigini fark ederseniz, tekrar geri donup bu titresime ve kalp cakraniza odaklanin)
 
Isin size dusen kismin tamamlandigini hissedersiniz. Bunu hissettiginizde, sunu soyleyin: "ISIK OLSUN. Ve oyle de oldu."
 
Isik olsun sevgili isik iscileri...
 
Ustatlarimizdan son bir not daha:
 
"Otekilere" elinizi uzatin, "oteki'nin sizin oteki eliniz oldugunu bilerek... ve her sey buradan sonra cozulecektir. Bilin ki bizler sizinle BIRIZ ve her adiminizda, her duanizda, her nefesinizde sizlerle birlikte calisiyoruz."
 
 Beki Ikala Erikli
 

 Çocuklarla İlgili...

Sevgili ışık dostları,
Bu ay çocuklarla ilgili kitabımı sonlandırırken içime dönüp güzel bir mesaj istedim hepimiz için. Bu mesajı yazmak için oturduğumda uçaktaydım. Sevgili Başmelek Cebrail’in tanıdık hissiydi içime akan:

“Merhaba...

Ben Başmelek Cebrail’im.
Çocuklarla birlikte olanlarınız için birkaç şey söylemek istiyorum.

Bilin ki, her çocuk bir hediyedir. O hem sizin için, bizzat sizin için bir hediyedir, hem de etrafınızdaki herkes için bir hediyedir. O, dünyaya bir hediyedir. Onları bu şekilde görmek, çocuklarınıza daha yüksek bir perspektiften bakmanızı sağlar, özellikle de bunu yapmanın zor olduğu zamanlarda... Bu anlara, sizin bir parçacık daha “sabırlı” olmanız gereken anlar olarak da bakabilirsiniz. İşte bu zamanlarda kocaman derin bir nefes alın, gülümseyin ve olaya çok daha yüksek bir bakış açısından bakın.”
Ben bu satırları yazarken uçakta önümdeki koltukta iki yaşlarında bir küçük kız kahkahalarla gülmeye ve kıkırdamaya başladı, ve gayri ihtiyari ben de gülümserken buldum kendimi. Ve o anda bu çocuğun bana da bir hediye olduğunu hissettim. İlginç olan da, yerimi yedinci sıra olarak önceden ayırtmama rağmen beş dakika önce, ta uçağın en arkasına, bu küçük kızın yakınına gitmemi gerektiren bir olay yaşamış olmamdı.
“Onlar etraflarındaki herkes için birer hediyedir.” diye devam etti sözlerine Başmelek Cebrail gülümseyerek.
“Hepiniz için bunu hatırlamak her şeyi kolaylaştırır ve daha iyiye götürür. Ve bunu güzel bir gülümseyişle hatırlayın.”
“Çocuklarla ilgili kitabımı okuyan herkese ne söylemek istersin?”
“Anne babalar, bilin ki küçükleriniz sizlerin yok göstericileridirler. Onlar, temel gerçekleri sizlere hatırlatmak üzere gelmiş olan Allah’ın küçücük elleridirler. Sizin, hepinizin kolaylıkla unutmaya meyilli olduğunuz temel gerçekleri...
Sizler hayatın içindeki günlük işlerinizi, gerçekten önemli olan esas konulara göre çok daha fazla önemseme eğilimindesiniz. Ve küçükleriniz sizlerin bunu yapmanıza izin vermezler.
Sevgili arkadaşlarım, konu çocuğunuz olduğunda her şeyi başkalarına delege etmek, bırakmak iyi bir fikir değildir. Çünkü sizler bunu yaparsanız, çocuklarınızın sizin için vesile olacağı çok önemli iç görüleri, çok değerli anları ve çok değerli deneyimleri kaçıracaksınız. Ve bu dünyada hiç kimse ama hiç kimse, onun sizin için yapabileceklerini yapamaz. Bunun nedeni, onun sizinle olan çok özel bağı ve sizinle olan ruhsal anlaşmasıdır. O buraya gelirken sizlere belirli bazı gerçekleri göstermek üzere geldi. Ve sadece kendisinin sizleri görmeye ve çözümlemeye vesile olabileceği belirli bazı konuları sizinle birlikte çalışarak çözümlemeye. Eğer siz bunları atlamaya çalışırsanız, sistemde bir şeyler ters gider. O zaman da bir dengesizlik ve sağlıksız bir baskı ortamı oluşur. Bu olmak zorundadır.
Çocuğunuzu dinleyin... Onu tüm kalbinizle  dinleyin. O size kendi minik kelimeleriyle ne yapmanız gerektiğini söyleyecek. Bu sözleri kulak ardı etmeyin; tam tersine son derece büyük bir dikkatle onu dinleyin. Ve söylediği her şeyi anladığınızdan emin olun.
O gerçekten de, tam olarak ne söylemeye çalışıyor? Hayatımda şu anda neye ihtiyacım var ve o, söyledikleriyle, şikayet ettiği şeylerle veya istekleriyle bana tamamlamam gereken hangi konuyu işaret ediyor?  Eğer ben onun söylediklerini yaparsam bunun bana bizzat bana nasıl bir katkısı olurdu? 
Bizler ona daha fazla internet zamanı vermekten söz etmiyoruz. Maalesef bu konu hepinizin dikkat etmeniz ve dikkatlice yönetmeniz gereken bir konudur. Sizin çocuklarınızın üzerine kol kanat germeniz ve dış etkileri yönetmeniz önemlidir.
Miniklerinizin saflığını koruyun.
Ve son olarak, onlarla zaman geçirin. Hiçbir şey ama hiçbir şey sizlerin çocuğunuzla geçirdiğiniz o değerli zamanın yerini tutamaz. Sevgili arkadaşlarım, bu zamanlar geri gelmeyecek. Bu zamanlar sonsuzluğun içinde, zamanın sadece ve sadece bu noktasında var olacaklar. Ve işte o an, sevgili arkadaşlarım, sizler için şu koca dünyadaki, hatta şu koca evrendeki başka birinin veya bir şeyin verebileceği her şeyden çok daha büyük bir hediyedir.
Sevgili arkadaşlarım bir küçüğün sevgisinin ve o sevginin size verdiği hediyenin eş değeri yoktur. Onun değerini bilin. Onu bir hazine gibi görün ve onu daimi kılın.
Hepinizi tüm sevgimizle kucaklıyoruz.
Başmelek Cebrail, Ağustos 2016


 
 

Değişim Döneminde Ülkemize ve Bize Düşen...
Yıldız Rehberlerimden


Melek Koçlarımızla 2 Ağustos 2016 Yeniay etkinliğimizde akan rehberlikle pekçok sorumuza cevap aldık. Normalde sadece katılımcılarla paylaşırım etkinliklerde gelen sevgi mesajlarını. Bu kez içimden, bu mesajı hepinize ulaştırmak geldi. Sevgi ve ışıkla, ışık olmamız dileğiyle...
Bu mesaj sonrası bireysel değişim dönemi hızlandı, özellikle de Eylül ayı merkezimizde kalmak, ne olursa olsun ışığımızı yüksek tutma zamanı. Büyük değişimler, aslında dualarımızın cevabı olarak geliyor, hem içimizde hem de dışımızda. Hatırlayın sevgili ışık işçileri: Dünyamızda hiç olmadığı kadar yardım yağıyor, ve en büyük destek de bize, ışık işçilerine! Işığa güvenin! Beki
Hoş geldiniz... Sizlerin neler olup bittiğini anlama zamanınız geldi. Bu nedenle sizlere seslenmek istedim. Sizlere neler olduğunu anlatmama izin verin.
Gezegeniniz dönerek yükselen bir ışık dalgasının içine doğru hareket etmekte. Bu, yükselişin hızlandırılması anlamına gelir.  Ne kadar hızlı o kadar iyi... Fakat bununla beraber değişim de, o kadar radikal ve büyük olur. Ülkenizde de yaşadığınız budur.
Sizlere pekçok kez söylemiştik, ülkeniz gezegeninizin yükselişinde kaldıraç rolünde, kritik noktada duruyor. Yükselişin çok büyük bir şekilde burada vuku bulması gerek ve bu bloke edildi. Bu da sağlıklı bir durum değildi. Ve şimdi biz onu kaldırıyoruz. Bu sizlerin dualarınızın cevabı olan bir ilahi müdahaledir. Bir ilahi müdahale, sadece alakalı kişilerin ilahi niyetleri sonucunda olabilir, bunu hatırlayın. Olan da budur. 
Ve şimdi sizin bu değişim zamanındaki rolünüze gelince...
Sizler ışık tutucularsınız. Işığı tutanlarsınız. Sizler ışığı iyice yukarıda tutanlarsınız. Herkesin görebilmesi işçin o meşaleyi iyice yukarılarda tutmalısınız. (Meşaleyi) Ne kadar yukarıda (tutarsanız), o kadar iyi.
Bu nedenle bugün buraya çağrılmış olanlarınız için, sizlerin daha yukarıya çıkmasını sağlayacağız ki, o meşale de daha da yukarılarda, çok daha büyük, geniş kitlelere, izleyicilere ulaşabilsin.
Sizlerin birer dinleyici kitleniz var. Her birinizin tek tek...
Hiç biriniz bu konuda istisna değilsiniz. Sizin izleyicileriniz, sizi dinleyenler; sizin karşınıza gelen insanlardır. Her bağlantı! Hiç biri bunun dışında değil.
Onlara nasıl dokunduğunuza gelince... İyice içinizde, derinlerde bir yerde, her şeyin muazzam bir şekilde olacağı sizlere söylendi. İçinizde derinlerde bunu biliyorsunuz. 
Sizin rolünüz, bu gerçeği yüksek sesle söylemeniz, ifade etmenizdir... Doğru insanlara doğru kelimelerle ifade etmenizdir.
Herkes farklı bir şekilde anlar, ve herkese sizler farklı bir şekilde dokunuyor olacaksınız.  Ve bu aslında kendiliğinden oluverecek, fakat buradaki tek önemli konu yada nokta, sorun, sizlerin ışık tutucular olduğunuz hatırlamanız.
Bu nedenle illüzyon, sizin önünüze ne  tarz bir tezahür getirirse getirsin, siz ışık tutucuların daha büyük resmi görmeniz gerekiyor. Ve izin verin, sizlere o daha büyük resmi anlatalım. Ülkenizin yükselmesi gerek ve bu da olmakta. Çok direnç var. O direncin kırılması gerekiyor. O direncin kırılması için her ne olması gerekiyorsa o olacak.
Bu sevgili dostlar, sizlerin en yüksek hayrı içindir. Burada olan her biriniz, sevdiğiniz herkes ve daha büyük bir çapta da ülkeniz için.
Bu değişimde yalnız değilsiniz. Çok büyük bir çapta yardım almaktasınız, özellikle de sizler ışık işçileri!
Fakat eğer sizler illüzyonun içine batarsanız, bu yardımı reddetmeniz kolaylaşır. Her ne olursa olsun bunu yapmamalısınız. Sözlerimizi aklınızda tutun ve büyük resmi görün.
Sorularınızı cevaplamak istiyoruz.
Tam olarak ne yapmamız lazım?
Sizler sevgili ışık tutucular, sizler ışığınızı tutmalısınız. O ışığı nasıl tuttuğunuz her biriniz için farklıdır. Ortak tema şudur: Her karşılaşmada o ışığı iyice yukarıda tutun. Ortamı değiştirin, diyalogu dönüştürün. Ve onlara o vizyonu gösterin.
Onlar size inanmayacaklar, bunun hiç ama hiç önemi yok. Siz yine de onlara o vizyonu gösterin; tam ve mutlak bir inançla! Ve o vizyon, buna rağmen, onların içinde yeşerecek. Bu da şu demek: sen o insanı değiştireceksin. Bunu bilsen de, bilmesen de.
Direnç... Dirence gelelim. En çok direnç gösteren insanlar, en çok korkuyor olanlar. Onlara anlayış gösterin, burnu havada davranmayın. Anlayış gösterin. Çünkü siz bunu yaptığınızda bu onların yüreğini açacak.
(Beki: Benim hissettiğim, negatif bakanlar, olumsuzluğa kapılanlarla karşılaştığımızda onlara içimizde hissettiğimiz gerçeği anlatmak. Örneğin:“Ya biliyorum arkadaşım,  durum hiç de öyle görünmüyor... Biliyorum, aklından türlü felaket senaryoları geçiyor... Fakat ben muazzam bir geleceğimiz olduğunu içimde biliyorum. Vakti geldiğinde, eminim bunu hepimiz görecek, yaşayacağız...” gibi...)
Onun nerede olduğunu gördüğünüzü belirtin, bunu görün, fakat daha sonra ona gerçeği gösterin. Gerçeği onun boğazından ittirmeyin. Bu direnci yükseltir, ve onları daha korumacı bir tutum içine sokar.
Bu şahsi seviyede yapmanız gerekendir. Şimdi sizlerin daha yüksek çaptaki işinize gelelim:
Her biriniz sevgili dostlar, çağrılmaktasınız. O çağrıya cevap verin. Onu göz ardı etmeyin. Bu çağrı sevgili dostlar, sizlerin en büyük hayrınadır. En büyük iyiliğiniz içindir. Tüm sevdiklerinizin de en yüksek hayrınadır, ve ülkenizin de.
Her biriniz ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Sizlere söylendi, sizler dürtülüyorsunuz. O dürtülmeyi dikkate alın. İçinizdeki o çağrı, sizlere, sevdiklerinize ve ülkenize daha büyük çapta hizmet edecek olan şeydir.
Nasıl ikna edebiliriz insanları?
Şefkatle onların ellerinden tutun.  Çünkü onlar göremiyorlar. Korkmuş bir çocuğa yardım etmenin tek yolu, onun nerede olduğunu kabul etmek, onaylamak, onu gerçekten görmek ve ondan sonra onu yukarıya çıkarmaktır. Onlarla savaşmayın. Şefkati kullanın.
Onlar neyi görüyorsa, siz de onu görün. Onların gördüklerini anladığınızı onlara gösterin. Ve ondan sonra da onların her ne duymaları gerekiyorsa, onu onlara sunun.
Net mi? Evet
Peki sizin onlara göstermeniz gereken vizyon nedir?
Herkes, doğru şekilde anlatırsanız, vizyonla ilgili aynı noktada buluşur. Adalet, gerçek, birlik, herkese karşı saygı, her neye inanırlarsa inansınlar, herkese karşı saygı, çocuklarınıza destek, ki hepsi muazzam bir şekilde çiçek açsınlar, parlasınlar, bolluk, bereket, özgürlük... Bununla kim tartışır ki?  Net mi?
Bu kadar güçlüyüz yani?
Bu nedenle çağrıldınız.  O insanı değiştirin.
Ve siz kendi üzerinize düşeni yapın. Bu aynı zamanda vizyonu tutmak, ışık işinizi yapmak, yaratımı yapmaktır.
Yaratım farklı yollardan vuku bulur: sözlerinizle, adımlarınızla, fakat çok önemli bir şekilde de vizyonuz sayesinde. Vizyonunuzu tutmak durumundasınız. Ve sonra da ülke, o vizyona doğru yükselecek. Lideriniz size o vizyonunuzu vermişti, onu hatırlayın.
Beki; kısacık bir şey söylemek geldi benim içimden:
Atatürk'ün Anıtkabirdeki cümlesi çok güzel özetliyor bunu. Bir konuşmasının son cümlesi: “Mutlak bir inanç ve katiyetle söylüyorum ki, Türk milleti muasır medeniyetler seviyesinde bir güneş gibi doğacaktır.
Ülkemiz örnek olacak, ilham olacak ve büyük bir parlaklıkla parlayacak. Benim vizyondan anladığım bu.
Işığın liderliği... Muazzam prensiplerle. Bu sizin kaderinizdir. Ve sizler de bunu harekete geçireceksiniz.  Sizlere söylenen şekilde. Herkesin oynayacak kendi bölümleri var. Her biri eşit derecede önemlidir.
Yaşananlar neyi öğretiyor?
Bunu soruyor musunuz?
Bütün dünya bir büyük dersi öğrenmekte: birliği.
Ülkeniz daha küçük bir çapta, boyutta, koşulsuz sevgi, birlik, kabul ve bir olarak çalışmayı (öğreniyor). Siz eğer bunun dışında olduğunuzu düşünüyorsanız, o zaman neden bu ülkede bulunduğunuzu sormanız gerekir kendinize. Ülkeniz sizin Bir olduğunuz şeyin yansımasıdır.
Her biriniz çok büyük yol kat ettiniz. Derslerinizi öğrenmekteydiniz. Bu devam edecek. Yargıladığınızda dersinizde başarısız oluyorsunuz.
Bu, liderleri yargılamayı ve sizlerden farklı fikirde olanları yargılamayı da kapsar.
Olan her neyse odur.
O, her neyse o.” olayını anladığınızda, kavradığınızda, olanı kabule geçebilirsiniz. O insanı da kabul edebilirsiniz. Ve onu kucaklayabilirsiniz. Ve onunla bir olarak çalışabilirsiniz. Bunu özel yaşamlarınızda yapın ve bu da hızlanmaya yardım edecek. Ve tabii ki de karşılaştığınız herkesle.
LANTOS; benim aydınlanmış Üstat olan ışık rehberim devam etti söze:
Bir kez daha hoş geldiniz üstatlar. Sizleri çağrıya cevap verdiğiniz için alkışlıyoruz. Çağrı bu zamanda bedenlenmeyi seçmekti. Şimdi sizin zamanınız.
Kolay olmadı. Pek çok yaşamınız ve deyimleriniz oldu ve pek çoğu da bu dünyada değildi. Bunların hepsinin bir nedeni vardı. Ve o neden de olabildiğiniz en büyük ışık olmanızdır.
Ve dünyanızdaki bu zaman, sizlerin bunu yapabilmenizi sağlayacak, doğru adımları atar ışığınızı büyütürseniz, ki bunu yapmaktaydınız.
Bu son derece önemli bir zaman. Pek çok ışık işçisi bu zamanda doğmayı, bedenlenmeyi seçti.  Her biri, hepsi o çağrıya cevap verdiler. Zor oldu, fakat ödülüne bol bol değer.
Beki:
Şu anda ışığımızı arttırıyorlar.
...Ki bizlerle daha güçlü bir şekilde çalışabilin. Hayatınızın gelmekte olan zamanı için. Sizleri daha yüksek bir liderlik seviyesine hazırlıyoruz. 



 

Değişim Fırtınası ve Biz...

Sevgili Isık Dostları,
 
Su sıralara hepimiz aynı süreçlerden geçiyoruz. Bu ay yüreğimden akanlar eminim size çok tanıdık gelecektir...
 
Yukselis hızlandı ve yavaslayacağı da yok! Bu süreçte hepimize yardımcı olacak yürekten bir dua paylasıyorum bu mesajın en altinda.
 
Aynı zamanda bu süreçte önemli günlerde yapacağımız çalısmaların saat ve tarihlerini de. Bu saat aralığında bir zamanda niyet ederek akıttığımız sifayı gelemeseniz de olabildiğince alabilesiniz diye...
 
Sevgi ve ısıkla....
 
Beki İkala Erikli
 
Değisim Fırtınası ve Biz...
 
2016 nasıl geçiyor anlamadık... Rüzgar gibi geçiverdi neredeyse. Yılın sonlarına gelirken bir geriye dönüp neler yasadığımıza bakmakta yarar var. Hiç de alısık olmadığımız bir dönem bu çünkü...
 
Yeni bir ev yapacaksanız, önce eski, dökük binayı iyice bir yıkmak gerekir. Taptaze, bambaska bir mekan gelecek yerine çünkü. Eskimis tuğlalar, artık akmayan musluklar, paslanmıs borular kullanmak istemezsiniz yeni mekanınızda.
 
İste evren bir anlamda her seyi sıfırlamaya, tertemiz bembeyaz bir sayfayı önümüzde açmaya hazırlanıyor.
 
Peki biz buna hazır mıyız?
 
Aslında hazırız da, çoğumuz bunun farkında değiliz! Aslında dünden hazırız buna, ve aslında gelmekte olan değisim tüm dualarımızın cevabı olarak geliyor. Ama adı üstünde, gelen "değisim" olduğundan, tutunma, direnme, alısık olduklarımızı kaybetme endiseleri, ne yapacağını bilememe, önünü görememe hissi hakimdi sonbahara girerken.
 
GELEN DEĞİSİM TÜM DUALARIMIZIN CEVABI... GÜVENİN!
 
Hani fırtınada deniz iyice bir çalkalanır, altı üstüne gelir, kumlar, yosunlar her sey birbirine girer... Bu çalkantıda hiçbir sey göremezsiniz, buğuludur ortalık. İste bu hissiyat hepimize çok tanıdık.
 
Yıllardır kisisel gelisim, ruhsal büyüme yolculuğundayız. Hepimiz az veya çok bir farkındalık açılımı yasadık, ve gittikçe daha büyük bir sekilde genisleyen bir farkındalık okyanusuna açılıyoruz. 
 
İste simdi dostlar, tüm bu farkındalığımızı kullanma zamanı!
 
Etrafımızda ne olursa olsun merkezimizde kalma, suların durulmasını izlerken yavas yavas yolun da netleseceğini bilerek akisa güvenme zamanı. Tam bir teslimiyet zamanı.
 
Yapraklar dökülüyor, dökülmeye de devam edecek. Bir güz mevsimiyle birlikte, hatta güzün ardından da...
 
Ya biz nerede olacağız bu değisimin içinde? İste biz, o sapasağlam çınar olacağız. Kuruyan yapraklarının dökülmesine gülümseyerek izin veren, sapasağlam gövdesiyle etrafındaki herkesin sırtını yaslayabileceği, destek olan, güç veren... Dimdik, tam bir teslimiyet içinde, inançla en güzelinin doğmakta olduğunu bilen.
 
Akısta olduğumuzda, bizi Allah tasır.
 
Evrenin bizi tasımasına izin verme zamanı simdi. Üzerimize düseni yaparak, yargıdan tamamen uzakta, sevgiyle olana gülümseyerek... 
 
O güçlü çınar, fırtınanın ardından gelen yeniden doğumu, pırıl pırıl doğan günesi, canlanısı ve tazeliği bilir.
 
Güvenin, merkezinizde kalın ve yol net olduğunda, sizin de net olacağınızı bilerek akısla akın. Bir büyük kutlama sevincini bekleyerek. Çünkü ufukta tam da bu var!
 
Isıkla...
 
Beki İkala Erikli
 
"Allah'ım izninle, sevgili Basmelek Mikail, Nataniel, tüm bu değisim sürecinde lütfen benim, ailemin yanında ol ve güvenmeme, akısta kalmama yardım et. Olanın üzerinde durabilme gücü ver bana.
En doğru zamanda en doğru kararı vereceğimi bilerek bilinmezi de kabul edebilmemi sağla, güvenle, huzurla ve inançla.
 
Tesekkür ederim."